Gök cisimlerinin hareketleri her zaman insanların ilgisini çekmiştir. İnsanlar Güneş ve Ay’ın gökyüzündeki dönemsel hareketlerini kullanarak kendi takvimlerinde günlük, aylık ve yıllık zaman ölçülerini belirlemişler ve hayatlarını buna göre düzenlemeye başlamışlardır.

Güneş’in hareketlerini ve Yer’in Güneş etrafındaki bir tam dolanımını temel alan miladi takvimde 365 gün vardır. Ama Ay’ın Yer etrafındaki dolanımıyla belirlenen hicri takvimde ise 354 gün bulunur. 

Müslümanlar arasında dini maksatlarla kullanılan Hicri takvim dünyamızın mevsimlerine nazaran daima yerlerini değiştiren aylardan oluşan bir takvimdir. Mesela Ramazan ayı bazen yaz mevsimine, bazen de kış mevsimine isabet eder. Seneden seneye değişir ve asla aynı aya denk gelmez.

Her yıl ramazan ayı yaklaşık olarak 11 gün geriden geliyor. Bu

kaymanın nedeni günlük yaşantımızda miladi takvim ama dini günlerin hesaplanmasında hicri takvim kullanmamızdan kaynaklanır. Buna göre bu kaymadan dolayı ramazanın başlangıcı her yıl yaklaşık 11 gün daha erken başlar. 

Ramazanın tekrar Mart ayı içine düşmesi de 33 sene sonra olacaktır. Bundan sonra bayramları artık bahar mevsiminde sonrasında ise kış mevsiminde kutlayacağız.

Ben orta okula giderken bayramlar kış mevsimindeydi. Tabi o zamanlar teknoloji böyle gelişmemiş, ilişkiler daha sıcak ve samimiydi.

Yanan sobanın etrafında edilen hoş sohbetler geliyor aklıma. Sobanın üst kısmına bıraktığımız mansdalina, portakal kabuğunun odaya yayılan kokusu geliyor burnuma.

Hayat o zamanlar belki konfor açısından daha zordu. Bugünkü konfor yoktu ama o sıcaklık, bayram havası bambaşkaydı.