<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Öz Diyarbakır Gazetesi | Son Dakika Diyarbakır Haberleri</title>
    <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com</link>
    <description>Diyarbakır haber, son dakika Diyarbakır haberleri için yerel sitemizi ziyaret edin! Diyarbakır'da trafik kazası, siyaset, spor ve diğer gelişmeler burada.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 20:51:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hasenan Aşireti 3,5 milyon kişi mi? Başkan Arslan merak edilenleri anlattı]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/hasenan-asireti-35-milyon-kisi-mi-baskan-arslan-merak-edilenleri-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/hasenan-asireti-35-milyon-kisi-mi-baskan-arslan-merak-edilenleri-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Hasenan Aşireti Derneği Başkanı ve Barış Elçisi Hasan Arslan, Hasenan aşiretinin tarihine, Türkiye ve yurt dışındaki yayılımına, derneğin kuruluş sürecine ve yürüttükleri barış çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Arslan, aşiretin Türkiye ve yurt dışında 3 ila 3,5 milyon kişilik bir kitleye sahip olduğunun tahmin edildiğini belirtirken, dernek aracılığıyla 2 bin 100 aile büyüğünü bir araya getirdiklerini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER-</strong> Diyarbakır Hasenan Aşireti Derneği Başkanı ve Barış Elçisi Hasan Arslan, Hasenan aşiretinin tarihinden Türkiye ve yurt dışındaki yapılanmasına, derneğin kuruluş amacından husumetlerin çözümüne kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Arslan, aşiret mensuplarının birbirini tanıması amacıyla başlattıkları çalışmalar kapsamında 2 bin 100 aile büyüğüne ulaştıklarını, Türkiye ve yurt dışında ise 3 ila 3,5 milyon arasında bir topluluk bulunduğunun tahmin edildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Hasenan Aşiretinin Tarihi Ve Türkiye’ye Yayılımı</strong></h2>

<p><em><strong>Hasenan Aşireti hangi bölgeden geliyor?</strong></em></p>

<p><strong>Başkanım, öncelikle Hasenan Aşireti hangi bölgeye dayanıyor? Tarihsel olarak nereden geliyor?</strong></p>

<p>“Hasenan Aşireti’nin başlangıç noktasının Suriye, İran ve Irak sınırlarının bulunduğu bölge olduğu ifade ediliyor. Daha sonra Malazgirt bölgesine geçilmiş. Malazgirt’te yaşanan çeşitli nedenlerden dolayı zaman içerisinde bir dağılma başlamış ve aşiret mensupları Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılmış. Bugün Türkiye’nin hemen hemen her yerinde Hasenan Aşireti mensuplarına rastlamak mümkün. Güneydoğu’da çok gezerken ben de bunun farkına vardım. Gittiğim birçok yerde aşiret mensuplarımızla karşılaşıyordum”</p>

<p><em><strong>“Kimse kimseyi tanımıyordu”</strong></em></p>

<p><strong>Peki bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış bir aşirette insanlar birbirlerini tanıyor muydu?</strong></p>

<p>“Asıl fark ettiğimiz nokta buydu. Kimse kimseyi tanımıyordu. Oysa aynı aşiretin mensuplarıydık. Bir yerde karşılaştığımız zaman, konuşmadan önce birbirimizi tanımıyor; ancak aşiretten bahsedildiğinde ortak bir bağımız olduğunu öğreniyorduk. Bu durumun üzerine düşündüm. İnsanlarımızın birbirini tanıması gerektiğine inandım”</p>

<p><img alt="Hasan Arslann" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/hasan-arslann.jpg" width="2048" /></p>

<p><em><strong>Dernek fikri nasıl ortaya çıktı?</strong></em></p>

<p><strong>Dernek kurma fikri ne zaman ortaya çıktı?</strong></p>

<p>“2000 yılından sonra bu konuda araştırmalar yapmaya başladım. Zaman içerisinde insanların birbirini tanımadığını daha net gördüm. Yaklaşık 8 yıl önce de bir dernek kuralım ve insanlarımızı bir araya getirelim düşüncesi oluştu. Derneğimizi kurduk. İnsanların tamamına ulaşmak kolay değildi”</p>

<p><em><strong>2 bin 100 aile büyüğü bir araya geldi</strong></em></p>

<p><strong>Daha sonra nasıl bir çalışma yürüttünüz?</strong></p>

<p>“Her şehirden, her aileden, hatta yurt dışından mümkün olduğunca aile büyüklerine ulaşmaya çalıştık. Telefonlarını aldık, iletişim kurduk ve kendilerini davet ettik. Yatalak olanlar dışında ulaşabildiğimiz aile büyüklerinin tamamına yakınını buraya davet ettik. Çok şükür, büyük bir katılım oldu”</p>

<p><strong>Kaç kişi bir araya geldi?</strong></p>

<p>“Yaklaşık 2 bin 100 kişi bir araya geldi. Bu kişilerin büyük bölümü aile büyükleriydi. Bu buluşma sayesinde insanlar birbirlerini tanımaya başladı. Yurt dışında yaşayan aşiret mensupları da birbirleriyle iletişim kurdu. Hatta birlikte bir konvoy da düzenledik. Bu bizim açımızdan önemli bir buluşmaydı.”</p>

<p><em><strong>“3 ila 3,5 milyon arasında bir kitle olduğunu tahmin ediyoruz”</strong></em></p>

<p><strong>Peki Hasenan Aşireti’nin bugün toplam nüfusu konusunda bir tahmininiz var mı?</strong></p>

<p>“Türkiye ve yurt dışını birlikte değerlendirdiğimizde farklı rakamlar söyleniyor. Bizim tahminimiz **3 ila 3,5 milyon arasında** bir kitle olduğu yönünde. Ancak bunun yüzde 100 kesin bir rakam olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü gerçekten çok geniş bir topluluk. Beklemediğimiz yerlerde bile aşiret mensuplarımızla karşılaşıyoruz. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde varız”</p>

<p><em><strong>Hasenan Aşireti ve Hamidiye Alayları </strong></em></p>

<p><strong>Osmanlı döneminde de Hasenan Aşireti’nin savaşlara katıldığı biliniyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>“Hamidiye Alayları bu açıdan önemli. Benim bildiğim kadarıyla 27 Hamidiye Alayı vardı. Bunların 6’sının Hasenan Aşireti ile bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Bu konuyla ilgili araştırmalarımız da bulunuyor.”</p>

<p><img alt="Hasan Arslan-1" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/hasan-arslan-1.jpg" width="2048" /></p>

<p><em><strong>Derneğin temel amacı ne?</strong></em></p>

<p><strong>Derneği kurarken temel amacınız neydi?</strong></p>

<p>“En temel amacımız insanların birbirini tanımasını sağlamaktı. Çünkü bunu büyük bir eksiklik olarak görüyordum. Aynı aşiretin mensupları birbirlerini tanımıyordu. Derneği bu amaçla kurdum. Daha sonra yaptığımız toplantılarla insanlar birbirleriyle tanıştı ve iletişim ağımızı güçlendirdik”</p>

<p><em><strong>Dernek bugün hangi çalışmalarla öne çıkıyor?</strong></em></p>

<p><strong>İnsanların birbirini tanıması noktasında önemli bir mesafe alındı. Peki bugün dernek hangi çalışmalarla faaliyetlerini sürdürüyor?</strong></p>

<p>“Derneğimizi bırakmadık, faaliyetlerimiz devam ediyor. Ancak bugün ağırlıklı olarak barış ve husumetlerin sona erdirilmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz. İnsanlar bize geliyor. Kan davaları ve çeşitli anlaşmazlıkların çözümü konusunda yardım istiyorlar. Biz de elimizden geldiği kadar bu sorunların çözülmesi için arabuluculuk yapıyoruz”</p>

<p><em><strong>“Her türlü dava ve husumet bize geliyor”</strong></em></p>

<p><strong>Size ne tür sorunlarla başvuruluyor?</strong></p>

<p>“Çok farklı konular geliyor. Adam yaralama, kız kaçırma iddiaları, aileler arasındaki anlaşmazlıklar ve özellikle kan davaları konusunda bize başvuranlar oluyor. Biz de olayın durumuna göre taraflarla görüşüyoruz. Bazen bir kez, bazen iki-üç kez, hatta daha fazla gidip gelmemiz gerekiyor. Amacımız tarafları ikna ederek barışı sağlamak.”</p>

<p><em><strong>“Her olayın sıcaklığı var, hemen barış olmaz”</strong></em></p>

<p><strong>Bu tür olaylarda zamanlama da önemli mi?</strong></p>

<p>“Elbette. Bir olayın hemen ardından gidip barış teklifinde bulunmak her zaman doğru olmayabilir. Olayın sıcaklığı vardır. Örneğin yakın zamanda bize gelen bir olay vardı. Üç ay geçmişti. Ben de bunun henüz çok erken olduğunu söyledim. Bazı durumlarda en azından belirli bir sürenin geçmesi gerekiyor. Zaman içerisinde tecrübe kazanıyorsunuz. Gidip geldikçe, olayları değerlendirdikçe hangi aşamada müdahale edilmesi gerektiğini daha iyi anlıyorsunuz.”</p>

<p><em><strong>Çözülen husumetlerin sayısı neden açıklanmıyor? </strong></em></p>

<p><strong>Bugüne kadar kaç husumetin çözümüne katkı sundunuz?</strong></p>

<p>“Bununla ilgili net bir sayı tutmadım. Çok sayıda olay var. Bazı arkadaşlarımız çözülen olayları zaman zaman paylaşmışlar ancak biz bunu mümkün olduğunca reklam amacıyla kullanmak istemiyoruz. Bu nedenle çok fazla paylaşım yapmıyoruz. Önemli olan sayı değil, bir husumetin daha sona ermesi ve insanların barışmasıdır”</p>

<p><img alt="Hasan Arslan3" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/hasan-arslan3.jpg" width="1542" /></p>

<p><em><strong>“Bize güveniyorlar”</strong></em></p>

<p><strong>İnsanların böylesine hassas meselelerde size başvurması aynı zamanda bir güven göstergesi değil mi?</strong></p>

<p><strong>“</strong>Allah razı olsun. İnsanlar bize güveniyor ki geliyorlar. Kendi meselelerini, kendi sorunlarını bize teslim ediyorlar. Biz de elimizden geldiğince bu güveni boşa çıkarmamaya çalışıyoruz. Bir görüşmeyle sonuç alınmadığında tekrar gidiyoruz. İki, üç, beş kez görüşmemiz gerekiyorsa görüşüyoruz. Önemli olan tarafları ikna edip barışı sağlayabilmek”</p>

<p><em><strong>Yeni barış sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></p>

<p><strong>Türkiye’de son dönemde yeni bir barış süreci gündeme geldi. Siz de daha önce bu süreçle ilgili çeşitli açıklamalar yaptınız. Bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Sürecin ilk günlerinden itibaren farklı televizyon kanallarında değerlendirmeler yaptım. O dönem de bölgedeki insanların beklentilerini anlatmaya çalıştım. Çünkü biz sahada insanlarla görüşüyoruz. Halkın beklentilerini, sorunlarını ve taleplerini bir ölçüde biliyoruz. O dönem de güzel şeyler olacağını ifade etmiştim. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda sürecin belki beklenenden daha yavaş ilerlediğini görüyoruz. Ancak ben yine de olumlu düşünüyorum”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Haseneaşireti" class="detail-photo img-fluid" height="912" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/haseneasireti.jpg" width="1368" /></p>

<p><em><strong>“50 yıllık sorun bir anda çözülmez”</strong></em></p>

<p><strong>Sizce sürecin yavaş ilerlemesinin nedeni nedir?</strong></p>

<p>“Ortada uzun yıllardır devam eden bir sorun var. 50 yıllık bir sorun diyorsanız bunun bir anda çözülmesini beklemek doğru olmaz. Elbette insanların sabırlı olması gerekiyor. Sürecin ağır ilerlediğini görenler olabilir. Ancak ben bunun sonunda güzel gelişmeler yaşanacağına inanıyorum”</p>

<p><em><strong>Meclis’ten geçen çerçeve yasaya destek</strong></em></p>

<p><strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geniş bir mutabakatla çerçeve yasa kabul edildi. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Biz bu süreci başından beri destekledik. Bugün de destekliyoruz. Çerçeve yasanın içerisinde neler olduğunu zaman içerisinde daha iyi göreceğiz. Bundan sonra uygulamaları ve sonuçlarını göreceğiz. Belki süreç biraz ağır ilerliyor ama bunun da bir nedeni olduğunu düşünüyorum. Bizim yapmamız gereken sabırlı olmak ve sürecin olumlu sonuçlanması için destek vermek.”</p>

<p><em><strong>“Güzel şeyler olacak”</strong></em></p>

<p><strong>Önceki açıklamalarınızda da bu sürecin olumlu sonuçlar doğuracağını söylemiştiniz.</strong></p>

<p>Evet. Daha önce de bunu ifade ettim. Sürecin ilk dönemlerinde “Belki ağır ilerliyor ama güzel şeyler olacak” demiştim. Bugün bazı gelişmeleri görüyoruz. Bundan sonra daha güzel gelişmelerin yaşanacağına inanıyorum. Allah’ın izniyle bu süreç olumlu şekilde ilerleyecek.”</p>

<p><em><strong>Hasenan Aşireti mensuplarına mesajınız nedir?</strong></em></p>

<p><strong>Son olarak Hasenan Aşireti mensuplarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>

<p>“Biz her zaman birlik ve beraberlikten yanayız. İnsanlarımızın birbirini tanımasını, dayanışma içerisinde olmasını ve aralarındaki bağları güçlendirmesini istiyoruz. Birlik beraberlik devam etsin. İnsanlarımız birbirine sahip çıksın. Bizim temel amacımız da zaten buydu ve bundan sonra da bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/hasenan-asireti-35-milyon-kisi-mi-baskan-arslan-merak-edilenleri-anlatti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/hasan-arslan-2.jpg" type="image/jpeg" length="56570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da düğün çıkışı korku dolu anlar: Havai fişek üç çocuğun elinde patladı]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dugun-cikisi-korku-dolu-anlar-havai-fisek-uc-cocugun-elinde-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dugun-cikisi-korku-dolu-anlar-havai-fisek-uc-cocugun-elinde-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde düğün çıkışında havai fişek atmaya çalışan üç çocuk, havai fişeklerin ellerinde patlaması sonucu yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong></span> Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde<strong> düğün çıkışın</strong>da havai fişek atmaya çalışan<strong> üç çocuk, </strong>havai fişeklerin ellerinde patlaması sonucu yaralandı. Yaralanan çocuklardan birinin yüzünde ve vücudunda ciddi <strong>yanıklar</strong> oluştuğu öğrenildi.</p>

<p>Olay, Yenişehir ilçesinde bir düğünün ardından gece saat<strong> 01.48</strong> sıralarınd<strong>a Hayat Kent 2 Sitesi'</strong>nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, düğün sonras<strong>ı havai fişek a</strong>tmaya çalışan üç çocuğun elindeki havai fişekler henüz belirlenemeyen bir nedenle patladı.</p>

<p>Patlamanın ardından üç çocuk çeşitli yerlerinden yaralandı. Çocuklardan birinin yüzünde ve vücudunda ciddi yanıklar oluştuğu öğrenildi.</p>

<h2><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/vidyome/embed/33170" webkitallowfullscreen=""></iframe></h2>

<h2><strong>Havai fişeklerin çocukların erişimine açık olması endişe yarattı</strong></h2>

<p>Son dönemde düğün ve çeşitli kutlamalarda havai fişek kullanımına ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde yaşanan olay, havai fişeklerin oluşturduğu tehlikeyi yeniden gündeme getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle çocukların bu tür patlayıcı özellik taşıyan ürünlere kolaylıkla erişebilmesi endişe yaratırken, uzmanlar ve yetkililerin havai fişek kullanımına ilişkin denetimlerin artırılması gerektiği yönündeki tartışmaların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MAHİR YÜKSEL</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dugun-cikisi-korku-dolu-anlar-havai-fisek-uc-cocugun-elinde-patladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/havai.png" type="image/jpeg" length="24529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da havai fişek tepkisi: Gece 12’den sonra rahatsızlık veriyor]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-havai-fisek-tepkisi-gece-12den-sonra-rahatsizlik-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-havai-fisek-tepkisi-gece-12den-sonra-rahatsizlik-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinin en büyük mahallelerinden Bağcılar’da, özellikle düğün ve kına gecelerinin ardından gece geç saatlerde patlatılan havai fişekler mahalle sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Mahalle Muhtarı Şeyhmus Şirdenli, yaşlı, hasta ve çocukların gürültüden olumsuz etkilendiğini belirterek, düğün salonlarına yönelik daha sıkı tedbir alınması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER</strong></span></a>-Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesine bağlı Bağcılar Mahallesi’nde son günlerde özellikle düğün ve kına gecelerinin ardından artan<strong> havai fişek kullanımı</strong>, mahalle sakinlerinin <strong>tepki</strong>sini çekiyor.</p>

<p>Mahallede gece geç saatlerde art arda patlatılan havai fişeklerin yüksek ses çıkardığını belirten vatandaşlar, özellikle yaşlı, hasta, çocuk ve sabah erken saatlerde işe gidenlerin bu durumdan olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.</p>

<p>Bağcılar Mahalle Muhtarı Şeyhmus Şirdenli, düğün ve evliliklerin kendilerini de mutlu ettiğini ancak eğlencenin mahalle sakinlerini rahatsız edecek boyuta ulaşmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Havai Fişek-6" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/05/havai-fisek-6.webp" width="1280" /></p>

<p>Muhtar Şirdenli, mahalle sakinlerinden bu konuda çok sayıda şikâyet aldıklarını belirterek, özellikle gece<strong> saat 12.00’den sonra havai fişek kullanımının ciddi bir gürültü oluşturduğunu dile getirdi.</strong></p>

<blockquote>
<p>“Gençlerimiz evleniyor, biz de seviniyoruz. Biz de onların mutluluğuna ortak oluyoruz. Ancak bizim yaşlılarımız, hastalarımız var. Gece 12 oluyor, sitelere girişlerde ve düğünlerin ardından havai fişekler patlatılıyor. Çok gürültülü oluyor” diyen Şirdenli, eğlencenin bir kesimi mutlu ederken başka vatandaşları mağdur etmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
</blockquote>

<p><strong>“Düğün salonları sorumluluk almalı”</strong></p>

<p>Havai fişek kullanımının kontrol altına alınması gerektiğini belirten Şirdenli, düğün salonlarına bu konuda açık uyarılar asılması gerektiğini söyledi. Şirdenli, düğün sahiplerinin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Devletin bütün düğün salonlarına bu konuda yazılı bir uyarı asması gerekiyor. Sitelerde havai fişek kullanımının yasak olduğuna ilişkin bilgilendirme yapılmalı. Bunu yapan olursa düğün sahibi de sorumluluk taşımalı” dedi.</p>

<p>Mahallede havai fişeklerin yalnızca insanları değil, binaların çevresinde yuvalanan kuşları da olumsuz etkilediğini savunan Şirdenli, patlamaların ardından bazı kuşların öldüğünü gözlemlediklerini dile getirdi.</p>

<p>Mahalle sakinlerine de çağrıda bulunan Şirdenli, düğünlerin ve eğlencelerin yapılmasına karşı olmadıklarını ancak çevreye ve vatandaşlara saygılı olunması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>“Saat 9-10’dan sonra uyku zamanıdır”</strong></p>

<p>Mahalle sakinlerinden 77 yaşındaki Abdülkadir Çelik ise havai fişeklerin özellikle gece saatlerinde büyük rahatsızlık oluşturduğunu söyledi. Çelik, “9-10’dan sonra uyku zamanıdır. Hastalar var, sabah işe giden işçiler ve memurlar var. Bazen milleti çok rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Gençlerin evlenmesinden ve yuva kurmasından memnun olduklarını belirten Çelik, “Biz gençlerimizin evlenmesine seviniyoruz. Ama milleti rahatsız etmeye hakları yok. Düğün sahipleri de biraz daha duyarlı davranırsa daha memnun oluruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Havai Fişek" class="detail-photo img-fluid" height="910" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2025/07/havai-fisek.jpg" width="1366" /></p>

<p><strong>“Gece 12’den sonra yapılması doğru değil”</strong></p>

<p>Bir başka mahalle sakini Mustafa Kaya da havai fişeklerin özellikle gece geç saatlerde patlatılmasına tepki gösterdi. Kaya, “Havai fişek rahatsız ediyor. Gündüz olsa belki bir şey olmaz. Ama geceleri 12’den sonra hasta var, çocuk var, yatalak var. Bunlar rahatsız oluyor” diye konuştu.</p>

<p>Yıllardır düğünlerde havai fişek kullanıldığını belirten Kaya, eğlencenin insanların huzurunu bozmayacak şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Bağcılar Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların ortak talebi ise düğün ve kına gecelerinde eğlencenin devam etmesi ancak özellikle gece geç saatlerde yüksek ses ve havai fişek kullanımının sınırlandırılması.</p>

<p>Mahalle sakinleri, düğün salonlarının, organizasyon sahiplerinin ve yetkililerin bu konuda daha duyarlı davranmasını isterken, özellikle gece saat 12.00’den sonra yaşanan gürültünün önüne geçilmesini talep ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-havai-fisek-tepkisi-gece-12den-sonra-rahatsizlik-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 06:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/havai-fisek-8.jpg" type="image/jpeg" length="86789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da evlilik yardımı için tanıtım seferberliği]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-evlilik-yardimi-icin-tanitim-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-evlilik-yardimi-icin-tanitim-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hayata geçirilen evlilik yardımına ilişkin tanıtım çalışmaları Diyarbakır’da başladı. Merkez ve ilçelerde kurulan tanıtım noktalarında vatandaşlara proje hakkında bilgi verilirken, broşürler dağıtıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER- </strong></span></a>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hayata geçirilen <strong>evlilik yardımı</strong>nın vatandaşlara tanıtılması amacıyla Diyarbakır’da<strong> bilgilendirme çalışmaları </strong>başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyarbakır merkez ve ilçelerde yürütülen tanıtım faaliyetleri kapsamında çeşitli noktalarda tanıtım stantları kuruldu. Çalışmalara, Diyarbakır Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Mobil Sosyal Hizmet Aracı da destek verdi.</p>

<p><img alt="Broşür" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/brosur.jpg" width="1536" /></p>

<p>Mobil araç aracılığıyla vatandaşlara evlilik yardımı kapsamında sunulan destekler hakkında bilgi verilirken, proje ile ilgili hazırlanan broşürler de dağıtıldı.</p>

<p>Yetkililer tarafından vatandaşların soruları yanıtlanarak, evlilik yardımından kimlerin yararlanabileceği, başvuru süreci ve destek kapsamında sunulan imkanlara ilişkin bilgilendirmeler yapıldı.</p>

<p>Kent genelinde sürdürülen tanıtım faaliyetleriyle, evlilik hazırlığında olan genç çiftlerin uygulamadan haberdar edilmesi ve destek mekanizmalarına daha kolay ulaşabilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın evlilik yardımına yönelik bilgilendirme çalışmalarının Diyarbakır’ın farklı ilçelerinde de devam edeceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-evlilik-yardimi-icin-tanitim-seferberligi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/evlilik-yardim.png" type="image/jpeg" length="63431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AK Parti Diyarbakır Milletvekillerinden “Terörsüz Türkiye” mesajı; Tarihi bir adım]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/ak-parti-diyarbakir-milletvekillerinden-terorsuz-turkiye-mesaji-tarihi-bir-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/ak-parti-diyarbakir-milletvekillerinden-terorsuz-turkiye-mesaji-tarihi-bir-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un TBMM’de 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmesi, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Sait Yaz tarafından memnuniyetle karşılandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER-</strong></span></a> AK Parti Diyarbakır milletvekilleri<strong> Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Sait Yaz</strong>, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un yürürlüğe girmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>TBMM’de 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edilen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kanun, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri tarafından Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.</p>

<h2><strong>Ensarioğlu: “Tarihî adım hayırlı olsun”</strong></h2>

<p>AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, yaptığı açıklamada kanunun ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi. Ensarioğlu, söz konusu düzenlemenin Gazi Meclis’te 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edilmesinin geniş bir siyasi iradeye işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Kanunun hayata geçirilmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Grubu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Grubu ve farklı siyasi anlayışlara sahip siyasi parti grupları ile milletvekillerinin katkısına dikkat çeken Ensarioğlu, sürece katkı sunan tüm taraflara teşekkür etti.</p>

<p>Ensarioğlu, açıklamasında şehitlerin aziz hatırasının ve gazilerin haklarının gözetilmesi gerektiğine vurgu yaparak, Türkiye’nin huzuru, kardeşliği ve geleceği için “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.</p>

<p>Ensarioğlu, “Milletimizin huzuru, kardeşliği ve Türkiye’nin aydınlık geleceği için Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda aynı samimiyet ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” mesajını verdi.</p>

<h2><img alt="Erdoğan-40" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/erdogan-40.jpg" width="1024" /></h2>

<h2><strong>Ataman: “Diyarbakır bu yeni dönemin en önemli şehirlerinden biri”</strong></h2>

<p>AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman da kanunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin “Terörsüz Türkiye” hedefi açısından tarihi bir adım olduğunu belirtti.</p>

<p>Diyarbakır’ın kardeşlik, birlik ve beraberliğin güçlü sesi olduğunu ifade eden Ataman, yeni dönemde kentin önemli bir rol üstleneceğini söyledi.</p>

<p>Ataman, “Terörsüz Türkiye; huzurun, güvenin, kardeşliğin ve ortak geleceğe olan inancın daha da güçlendiği bir Türkiye demektir” ifadelerini kullanarak, ülkenin önünde yeni ve güçlü bir fırsat penceresi bulunduğunu kaydetti. Kanunun TBMM’de 467 oyla kabul edilmesine de değinen Ataman, milletin ortak iradesiyle daha güçlü, daha güvenli ve daha müreffeh bir Türkiye’nin inşa edilebileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ataman ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, sürece yaptığı çağrıyla katkı sunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na, siyasi partilere ve milletvekillerine teşekkür etti.</p>

<p>Diyarbakır’dan Türkiye’nin dört bir yanına kardeşlik ve birlik mesajı verilmesi gerektiğini vurgulayan Ataman, “Terörsüz Türkiye hedefimize daha da yakınız” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Yaz: “Önemli bir kazanım”</strong></h2>

<p>AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz ise kanunun yürürlüğe girmesini Türkiye açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Yaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin huzur, güven, kardeşlik ve ortak gelecek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Kanunun ülkeye ve millete hayırlar getirmesini dileyen Yaz, sürece katkı sunan tüm kişi, kurum ve siyasi aktörlere teşekkür etti.</p>

<h2><strong>“Diyarbakır’dan güçlü birlik mesajı”</strong></h2>

<p>Üç milletvekilinin açıklamalarında ortak vurgu; Türkiye’nin terörden arındırılması, toplumsal huzurun güçlendirilmesi, kardeşlik bağlarının pekiştirilmesi ve ülkenin ortak geleceğine yönelik güvenin artırılması oldu. Diyarbakır’ın bu süreçte taşıdığı sembolik ve stratejik öneme dikkat çeken milletvekilleri, kentin geçmişten bugüne birlik, kardeşlik ve toplumsal bütünleşme açısından önemli bir merkez olduğunu vurguladı. 467 milletvekilinin desteğiyle Meclis’ten geçen ve yürürlüğe giren kanunun ardından AK Parti Diyarbakır milletvekilleri, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yeni dönemin huzur, güven ve kardeşlik temelinde ilerlemesi gerektiği mesajını verdi.</p>

<p>Milletvekilleri, Türkiye’nin geleceği için birlik ve beraberliğin korunmasının önemine dikkat çekerken, Diyarbakır’ın da bu süreçte kardeşlik ve toplumsal bütünleşme mesajlarının güçlü şekilde verildiği şehirlerden biri olacağına işaret etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/ak-parti-diyarbakir-milletvekillerinden-terorsuz-turkiye-mesaji-tarihi-bir-adim</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/ak-parti-12.jpg" type="image/jpeg" length="36753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da uyuşturucuyla mücadele için çağrı: Öfke örgütlenmeye, örgütlenme mücadeleye dönüşmeli]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uyusturucuyla-mucadele-icin-cagri-ofke-orgutlenmeye-orgutlenme-mucadeleye-donusmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uyusturucuyla-mucadele-icin-cagri-ofke-orgutlenmeye-orgutlenme-mucadeleye-donusmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır başta olmak üzere bölge illerinde uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş ve çetecilik gibi toplumsal sorunlara karşı çalışmalar yürüten Şiyar Be Platformu (Farkına Var! Uyuşturucuyla Mücadele Platformu), uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca güvenlik operasyonlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER- Diyarbakır başta olmak üzere Van, Mardin, Batman ve Şırnak</strong> gibi bölge illerinde uyuşturucu bağımlılığı, çetecilik ve buna bağlı toplumsal sorunlara karşı mücadele yürütmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Şiyar Be Platformu, toplumun farklı kesimlerini ortak mücadele zemininde buluşturmayı hedefliyor.</p>

<p>Yaklaşık 6 aylık tartışma ve hazırlık sürecinin ardından 26 Nisan 2026’da gerçekleştirdiği yürüyüşle kendisini kamuoyuna deklare eden platform, 6 Temmuz’da başlattığı “Rab’in Hamlesi” kapsamında halk toplantıları, basın açıklamaları, yürüyüşler ve çeşitli saha çalışmaları gerçekleştiriyor.</p>

<p>Platformun çalışmalarını, yerel yönetimlerin rolünü, uyuşturucuyla mücadelede güvenlik operasyonlarının yeterliliğini ve toplumun bu mücadeledeki sorumluluğunu Şiyar Be Platformu Eş Sözcüsü<strong> Murat Kan il</strong>e konuştuk.</p>

<p><em><strong>Şiyar Be Platformu Nasıl Ortaya Çıktı?</strong></em></p>

<p><strong>Şiyar Be Platformu nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Platformun kuruluş sürecinden bahseder misiniz?</strong></p>

<p>“Biz 26 Nisan'da gerçekleştirdiğimiz yürüyüşle kendimizi kamuoyuna deklare ettik. Ancak bunun öncesinde yaklaşık 6 aylık bir tartışma sürecimiz oldu. Bu süreçte kentte uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadelede neler yapılabileceğini, kısa, orta ve uzun vadede nasıl bir yol ve strateji izlenebileceğini tartıştık. Şiyar Be Platformu özünde kentin farklı dinamiklerini içine alan bir platform. Demokratik kurumlar, sivil toplum örgütleri, siyasal yapılar, aktivistler, sendikalar ve toplumsal sorumluluk taşıyan bireyler bu platform içerisinde yer alıyor. Yerel yönetimlerle de bu konuda temaslarımız ve çalışmalarımız bulunuyor. Biz uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca belirli kurumların sorumluluğunda olan bir mesele olarak görmüyoruz. Bunu bir toplumsal savunma meselesi olarak ele alıyoruz. Dolayısıyla herkesin bu konuda söz söyleme, kendisini ifade etme ve mücadeleye dahil olma hakkı olduğunu düşünüyoruz”</p>

<p><img alt="Murat Kan-11" class="detail-photo img-fluid" height="617" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/murat-kan-11.jpg" width="928" /></p>

<p><strong>Platform olarak şimdiye kadar hangi çalışmaları yaptınız?</strong></p>

<p>“Kentte farklı mekanlarda yürüyüşler, basın toplantıları ve çadır eylemleri gerçekleştirdik. Son dönemde ise 6 Temmuz'da başlattığımız “Rab’in Hamlesi” ile yeni bir aşamaya geçtik. Bu hamleyle uyuşturucuya, çeteciliğe ve madde bağımlılığının yarattığı bütün sorunlara karşı toplumsal bir kalkışı hedefledik. Sadece Diyarbakır merkezle sınırlı değiliz. Mardin, Batman, Van ve Şırnak gibi kentlerde de temsilciliklerimiz ve çalışmalarımız bulunuyor”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Yerel Yönetimlerin Rolü Ve “Rab’in Hamlesi”</strong></em></p>

<p><strong>Uyuşturucuyla mücadelede yerel yönetimlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Yerel yönetimlerin burada önemli bir rolü ve misyonu var. Örneğin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bağımlılıkla mücadele konusunda çalışmalar yürüten birimler bulunuyor. Biz bu konuda çeşitli görüşmeler ve girişimlerde bulunduk. Bunun yanında parkların aydınlatılması, metruk binaların yıkılması gibi konularda da çalışmalar yürüttük. Elektrik dağıtımıyla ilgili sorunlar konusunda da ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdik. Yerel yönetimlerin bünyesinde danışma merkezlerinin oluşturulması konusunda da girişimlerimiz oldu. Merkez ilçeler başta olmak üzere diğer ilçelerde de bu mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz”</p>

<p><img alt="Şiyar Be" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/siyar-be.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>“Rab’in Hamlesi” kapsamında nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p>“Burada temel amacımız toplumsal mücadeleyi tabana yaymak ve halkla bütünleşmek. Son dönemde farklı mahalle ve mekanlarda halk toplantıları düzenledik. İnsanların doğrudan sorunlarını dinledik, karşılıklı iletişim kurduk. Önümüzdeki süreçte merkez ilçelerin yanı sıra Diyarbakır'ın diğer ilçelerinde de toplantılar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Çünkü halkın bu meseleye dair yaşadığı sorunları doğrudan dinlemeden kalıcı bir çözüm üretmenin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Halkla buluştuğumuzda çok net bir tablo gördük. Bu sorun toplumun her kesiminde ciddi bir öfke ve tepkiye yol açıyor. Bizim amacımız bu öfkenin örgütlenmeye, örgütlenmenin de kolektif bir mücadeleye dönüşmesini sağlamak”</p>

<p><em><strong>Operasyonlar, Çetecilik Ve Toplumsal Mücadele</strong></em></p>

<p><strong>Son dönemde uyuşturucu ve çetecilikle bağlantılı yapılara yönelik operasyonlar gerçekleştiriliyor. Bu operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Kentte son dönemde uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla bağlantılı, farklı çevrelere ve çeteleşmiş yapılara yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Biz bu operasyonları destekliyoruz. Ancak aynı zamanda bunların yetersiz olduğunu da düşünüyoruz. Çünkü yalnızca operasyonlarla bu sorunun ortadan kaldırılması mümkün değil. Bu zemini oluşturan sosyal, ekonomik ve toplumsal koşulların da ele alınması gerekiyor. Bir taraftan uyuşturucuyla mücadele ettiğini söyleyen kurumların operasyonlarını görüyoruz. Diğer taraftan ise kentte uyuşturucu kullanımına ve satışına tepki gösteren, buna karşı çıkan gençlerin de gözaltına alınıp tutuklandığı durumlarla karşılaşıyoruz. Bu bir paradoks yaratıyor. Bu tür tutumların çeteleşmiş yapıları cesaretlendirebileceğini düşünüyoruz. Biz şiddeti bir çözüm yöntemi olarak kabul etmiyoruz. Ancak atılan adımların yaratacağı sonuçların da çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor.”</p>

<p><strong>Peki Şiyar Be Platformu'nun topluma çağrısı nedir?</strong></p>

<p>“Bizim çağrımız çok açık: Birbirimize daha fazla güç verelim ve bu mücadeleyi büyütelim. Halktan gördüğümüz tepki çok güçlü. Her yerde bu sorun insanların öfkesine ve tepkisine yol açıyor. Bu öfke örgütlenmeye, birleşmeye ve ortak bir toplumsal mücadeleye dönüşmeli. Biz çözümün yalnızca güvenlik politikalarından geçmediğini düşünüyoruz. Bunun aynı zamanda demokratik bir toplumun inşasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Şiyar Be Platformu'nun çalışmalarında herkesin yer alabileceği, herkesin söz söyleyebileceği bir ortam var. Dolayısıyla çağrımız bütün yurttaşlara, sivil toplum örgütlerine, demokratik kurumlara ve bu konuda sorumluluk almak isteyen herkese. Uyuşturucu ve bağımlılık sorununu ancak halk bir araya gelir, sorunu kendi sorunu olarak ele alır ve birlikte mücadele edersek çözebiliriz. Bu süreçte bugüne kadar bize destek veren bütün yapılara ve öncelikle halkımıza teşekkür ediyoruz”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-uyusturucuyla-mucadele-icin-cagri-ofke-orgutlenmeye-orgutlenme-mucadeleye-donusmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/u-y-u-s-t-u-r-u-c-u-8.jpg" type="image/jpeg" length="60132"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Çiftçi’den Diyarbakır Ulu Camii’de mest eden Kur’an tilaveti!]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bakan-ciftciden-diyarbakir-ulu-camiide-mest-eden-kuran-tilaveti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bakan-ciftciden-diyarbakir-ulu-camiide-mest-eden-kuran-tilaveti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Pazar günü gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretinde tarihi Ulu Camii’de akşam namazını kıldı. Hafız olan Bakan Çiftçi’nin namaz sonrası gerçekleştirdiği Kur’an-ı Kerim tilaveti, camide bulunan vatandaşların yoğun ilgisini gördü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER-</span></a> İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi,</strong> Pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştirdiği<strong> ziyaret </strong>kapsamında tarihi Ulu Camii’ye geldi.</p>

<p>Akşam namazını Ulu Camii’de kılan Bakan Çiftçi, namazın ardından<strong> Kur’an-ı Kerim tilaveti </strong>gerçekleştirdi. Hafız olan Çiftçi’nin okuduğu Kur’an-ı Kerim, camide bulunan vatandaşlar tarafından ilgiyle dinlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duygu dolu anların yaşandığı tilavet sırasında bir vatandaş, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti.</p>

<p>Kısa sürede dikkat çeken görüntüler, <span style="color:#2980b9"><strong>Öz Diyarbakır Gazetesi farkıyla ilk kez</strong></span> izleyiciyle buluştu.</p>

<p>Bakan Çiftçi, Ulu Camii’deki programının ardından Amedspor ile Erzurumspor arasında oynanan karşılaşmayı izlemek üzere Diyarbakır Stadyumu’na geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bakan-ciftciden-diyarbakir-ulu-camiide-mest-eden-kuran-tilaveti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/ulu-cami-bakan.jpg" type="image/jpeg" length="95872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da ev sahibi ve kiracılara kritik çağrı: Birbirinizin gelirini düşünün]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ev-sahibi-ve-kiracilara-kritik-cagri-birbirinizin-gelirini-dusunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ev-sahibi-ve-kiracilara-kritik-cagri-birbirinizin-gelirini-dusunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2022-2024 yılları arasında yaşanan ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve artan konut maliyetleri, Türkiye’de ev sahibi-kiracı anlaşmazlıklarını adliyelere taşıdı. Hukukçu Ramazan Mızrak, 2025 yılında kira davalarının 216 bini aştığını belirterek, kira tespit, kira uyarlama ve tahliye davalarının ciddi şekilde arttığını söyledi. Diyarbakır’da da kira uyuşmazlıklarının yoğun olduğunu ifade eden Mızrak, çözümün tarafların makul bir oranda anlaşmasından geçtiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER-</strong></span></a> <strong>Türkiye’de son yıllarda artan enflasyon ve konut maliyetleri,</strong> kira bedellerini ev sahipleri ile kiracılar arasında önemli bir anlaşmazlık alanına dönüştürdü. Kira artışları, tahliye talepleri ve kira bedelinin yeniden belirlenmesine ilişkin davalarda ciddi artış yaşanırken, bu durum adliyelerin iş yükünü de artırdı.</p>

<p>Hukukçu Ramazan Mızrak ile kira davalarındaki artışın nedenlerini, <strong>ev sahibi ve kirac</strong>ıların haklarını, kira artış oranlarını, tahliye ve kira tespit davalarını, Diyarbakır’daki tabloyu ve yaşanan sorunların nasıl çözülebileceğini konuştuk.</p>

<p><em><strong>Kira davalarında patlama neden yaşandı?</strong></em></p>

<p><strong>Son yıllarda kira davalarında ciddi bir artıştan söz ediliyor. Bu artışın temel nedenleri neler?</strong></p>

<p>“Gerçekten de kira davalarında çok ciddi bir artış söz konusu. Özellikle 2022-2024 tarihleri arasında yaşanan ekonomik problemler, enflasyondaki ciddi artış sebebiyle 2024 yılında kira davalarında adeta bir patlama yaşandı. 2025 yılında kira davaları 216 bini aştı. Bu resmi rakamlar Adalet Bakanlığı’nın sayfasından elde edilen rakamlar. 2000’li yılların başında 20-30 binlerde seyreden dava sayısı, bugün 216 bini aşmış durumda ve sayı artmaya devam ediyor. Şu anda kira davalarının en temel sebebi enflasyon. Enflasyondaki artışla beraber inşaat maliyetlerinin fazla artması sebebiyle bir maliyet artışı oldu. Bu maliyet de konut fiyatlarının artışına sebep oldu. Burada mülk sahipleri açısından baktığımızda, kira bedelleri bir gelir ve getiri olarak görülüyor. Ancak mevcut kira miktarları mülk sahipleri açısından yeterli görülmemeye başlandı. Bu sebeple mülk sahipleri kira ve tahliye davaları açmaya başladılar. Kiracılara yönelik olarak da kiraların yüzde 100, yüzde 200, hatta yüzde 300, yüzde 500 oranında artışları yaşandı. Bu gerçekten çok korkunç bir artış. Kiracı da bunu ödemekte sıkıntı yaşamaya başladı”</p>

<p><img alt="Ramazan Mızrak" class="detail-photo img-fluid" height="617" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/ramazan-mizrak.jpg" width="1125" /></p>

<p><strong>Yani kira anlaşmazlığının iki tarafını da ayrı değerlendirmek gerekiyor?</strong></p>

<p>“Evet. Kira davalarının iki tarafı var. Birisi kiracıyı ilgilendiren boyutu, diğeri mülk sahibini, yani kiraya vereni ilgilendiren boyutu. Bunu tek tencereden incelememiz ve değerlendirmemiz mümkün değil. Yanlış olur. Netice olarak kira davalarında bazen kiracı haklı olur, bazen de kiraya veren haklı olur. Her mülk sahibi haklı olur diyemeyiz, her kiracı da haklı olur diyemeyiz. Bunu değerlendirirken davaları iki yönlü olarak değerlendirmek lazım”</p>

<p><strong>Artan kira bedelleri sosyal sorunlara da neden oldu mu?</strong></p>

<p>“2024-2025 yıllarında kiracı ve kiraya veren arasında adliyeye sarkan, karakola yansıyan, hatta şiddete varan derecede olaylar yaşanmaya başladı ülkemizde. Ancak insanlar artık bu işi şiddetle çözmektense avukatlara, hukuka ve davalara bırakıyorlar. Davalar bu şekilde devam ediyor. Fakat kira davaları maalesef uzun sürüyor”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Kiracı mı haklı, ev sahibi mi?</strong></em></p>

<p><strong>Yüzde 25’lik kira artış sınırından TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına geçildi. Bu düzenleme sorunu çözdü mü?</strong></p>

<p>“Enflasyonla mücadele programı kapsamında yüzde 25 olan kira artış sınırı, daha sonra hükümet tarafından bir dengeye oturtulmak ve buna bir çözüm bulmak amacıyla tüketici fiyat endeksine, yani TÜFE’ye endekslendi. Tüketici fiyat endeksinin 12 aylık ortalaması baz alınarak bir artış sağlanmış oldu. Ancak bu da mevcut kira davalarını sonlandırmadı. Bir miktar durakladı ancak özellikle mülk sahiplerini tatmin eden bir sınır veya ölçü olmadı. Yani yüzde 31-32 oranında artış yaptığımızda, diyelim ki 10 bin liralık kira 13-14 bin lira seviyesine geliyor. Bu oran düşük görülüyor ve memnun etmiyor. Hal böyle olunca kiraya verenler tahliye davası açıyorlar”</p>

<p><strong>Ev sahibi açısından bakıldığında da kendince haklı olduğu noktalar var mı?</strong></p>

<p>“Tabii ki. Şimdi şöyle düşünelim: Bir mülk sahibi 3-4 milyon, 5 milyon, hatta 10 milyon lira bir konuta veya iş yerine yatırım yapıyor. Bundan 20-30 bin lira kira bedeli alıyor. Bu da kendisini tatmin etmiyor. Şu anda insanlar yüzde 40-50, yüzde 60 faiz veren bankalara da yöneliyor. Bu da işin bir gerçeği. Dolayısıyla burada iki tarafın da kendine göre haklı olduğu durumlar var. Ancak bir tarafın hakkını korurken diğer tarafın da ekonomik durumunu düşünmek gerekiyor”</p>

<p><strong>Peki kiracı açısından durum nasıl?</strong></p>

<p>“Kiracı açısından baktığımızda da ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Kiralar yüzde 200, 300, 500 oranında arttığında kiracı bunu ödemekte zorlanıyor. Örneğin 10 bin lira kira veren bir kiracıdan 25-30 bin lira istenirse, kiracı bunu ödeyemeyebilir. O zaman ne oluyor? Kiraya veren tahliye davası açıyor. Kiracı da bu durumdan ciddi şekilde etkileniyor. Ben de bir kiracıyım. Dolayısıyla kiracının durumunu da düşünmek gerekiyor. Tabii iyi niyetli mülk sahipleri de var. Her şeyi aynı kategoriye koymamak lazım.”</p>

<p><strong>Diyarbakır’da bu konuda nasıl bir tablo var?</strong></p>

<p>“Diyarbakır’da da kira tahliye davalarıyla çok yoğun bir şekilde karşılaşıyoruz. Ancak bizim bölgemizde insanların kendi aralarında, hukuki meselelerini adliyeye intikal etmeden önce çözmeye çalıştıklarını görüyoruz. Diyarbakır’da taraflar arasında samimi ve iyi niyetli yaklaşımlar olduğu zaman çözüm bulunabiliyor. Batı’da ise maalesef bu şekilde bir yaklaşım her zaman söz konusu değil. Bundan dolayı kira davaları ciddi bir sorun olmaya devam ediyor”</p>

<p><em><strong>Kira davalarının çözümü ne?</strong></em></p>

<p><strong>Kira davalarının önüne geçebilmek için ne yapılması gerekiyor?</strong></p>

<p>“Bu davaların önüne geçebilmenin tek yolu var: İki tarafın kendi arasında anlaşması. Kira ilişkilerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi önemli. Kira sözleşmesinde taraflar arasında bir artış oranı belirlenmişse, kanuni sınırlar içerisinde bu düzenleme dikkate alınıyor. Eğer taraflar arasında bir oran belirlenmemişse mevcut yasal düzenleme gereği TÜFE’nin 12 aylık ortalaması esas alınıyor. Fakat burada bizim kira davalarının önüne geçebilmek için çözüm olarak gördüğümüz şey, kiracı ve kiraya verenin kendi arasında anlaşmasıdır. Bu, bizim bölgemizde gerçekten de değer verilen bir yöntem”</p>

<p><strong>Ev sahibi, kiracının ekonomik durumunu da göz önünde bulundurmalı mı?</strong></p>

<p>“Kesinlikle. Kiraya veren de kiracısını düşünmeli. Kiracının geliri nedir, ne kadar kazanıyor, ekonomik durumu nedir, bunu da düşünmesi lazım. Toplumun kayda değer bir ekseriyeti asgari ücretle geçiniyor. Asgari ücretle geçinen bir kiracıdan büyük oranlarda zam isterseniz bunu veremeyeceği açık. Sonra siz de gidip tahliye davasıyla uğraşacaksınız. Birbirinizi rahatsız edeceksiniz. Tahliye davaları da uzun sürecek. Bu çözüm değil. Burada kiraya veren kiracının gelirini ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurursa, makul bir oranda iki taraf uzlaşırsa, yargıya intikal etmeden sorun çözülebilir. Böylece yargının yükü de azaltılmış olur”</p>

<p><strong>Kira davalarının mahkemelerin iş yüküne etkisi ne kadar büyük?</strong></p>

<p>“2024-2025 yıllarında bu davalarda öyle bir patlama yaşandı ki adliyelerde hukuk mahkemelerinin iş yükü çok ciddi şekilde arttı. Kira davaları hukuk mahkemelerinde görülüyor. Yüz binlerce dava var. Şu anda 216 binin üzerinde dava söz konusu ve sayı gittikçe artıyor. Mahkemelerin iş yoğunluğu o kadar fazla oldu ki, yıllar içerisinde bile kolay kolay karşılaşılmayacak kadar büyük bir dosya yükü oluştu. Bu nedenle en güzel çözüm tarafların kendi arasında anlaşmasıdır. Böylece hem kiracı hem kiraya veren mağdur olmaktan kurtulur hem de adliyelerin yükü hafifler”</p>

<p><strong>Son olarak ev sahiplerine ve kiracılara çağrınız nedir? Hükümet nasıl bir çözüm getirebilir?</strong></p>

<p>“Öncelikle ev sahibi de kiracıyı, kiracı da ev sahibini düşünmeli. İki tarafın da kendine göre haklı olduğu durumlar var. Ancak meseleye sadece kendi penceremizden bakarsak çözüm bulamayız. Makul bir oran üzerinde anlaşmak gerekiyor. Kiraya veren, kiracının ekonomik durumunu göz önünde bulundurmalı. Kiracı da kiraya verenin yaptığı yatırımın ve ekonomik koşulların farkında olmalı. Hükümet açısından da bir çözüm gerekiyor. TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına endekslemek bir çözüm olarak düşünüldü ancak iki tarafı da tatmin eden bir sonuç ortaya çıkmadı. TÜFE endeksine oranlamak yerine daha makul, iki tarafı da memnun edecek bir oran üzerinde yeni bir düzenleme yapılabileceği kanaatindeyim. Sonuçta kira davalarının önüne geçebilmenin en güzel yolu tarafların anlaşmasıdır. Bu hem vatandaş açısından hem mülk sahibi açısından hem de yargının yükünün azaltılması açısından en sağlıklı çözümdür”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ev-sahibi-ve-kiracilara-kritik-cagri-birbirinizin-gelirini-dusunun</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/ramazan-mizrak1.png" type="image/jpeg" length="24479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir zamanlar Diyarbakır'ın gönül elçileri]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bir-zamanlar-diyarbakirin-gonul-elcileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bir-zamanlar-diyarbakirin-gonul-elcileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın geçmişinde yalnızca taş yapılar ve tarihi eserler değil, ardında iyilik, eser ve dua bırakan gönül insanları da vardı. Merhum Çelebi Eser’in hayatı, bu geleneğin en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong></span></a> Diyarbakır’ın geçmişinden bugüne uzanan <strong>bir iyilik hikâyesi</strong>… <strong>Çelebi Eser, </strong>cesareti, zarafeti ve hayırseverliğiyle binlerce insanın duasını aldı; geride unutulmayacak eserler bıraktı.</p>

<p>“Bir gün çalıştığı iş yerinin önünde, 3-4 genç adamın yaşlı bir amcaya saldırdıklarını, O amcayı acımasızca dövdüklerini görür.</p>

<p><img alt="Çelebi4" class="detail-photo img-fluid" height="1154" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/celebi4.jpg" width="1600" /></p>

<p>Bu manzara yüreğini sızlatır.</p>

<p>Küçük yaşına, zayıf bedenine aldırmadan koşar O amcanın yardımına. Engel olur o zalimlerin yaptığı zulme. Allah’ın izniyle kurtarır O amcayı zalimlerin elinden.</p>

<p>Genç yaşta mani olduğu bir haksızlığın maddi ve manevi mükâfatını Cenab-ı Hak’tan alan ve bu sayede toplum ve cemiyet içinde çok müstesna bir yer edinen Merhum Çelebi Eser, tam bir Diyarbekir Beyefendisi olarak yaşadığı kente çok büyük hizmetler etmiş ve bu sayede binlerce insanın duasını almıştır.</p>

<p><img alt="Çelebi Eser2-2" class="detail-photo img-fluid" height="1082" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/celebi-eser2-2.jpg" width="1600" /></p>

<p>Sahip olduğu özgüven, cesaret, kültür ve kibarlığı sayesinde bütün devlet ricaliyle çok sıcak ve yakın ilişkiler kurdu.</p>

<p>Valilerden generallere, bakanlardan Cumhurbaşkanlarına varıncaya kadar birçok değerli insanla teşriki mesai içinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Kapısına gelen hiçbir ihtiyaç sahibi eli boş dönmezdi.</p>

<p>Yaptırdığı birçok okul ve Kur’an kursu sayesinde eğitime büyük katkı sağladı.</p>

<p>Bu hayır seferberliği sadece yaşadığı şehir olan Diyarbakır’la sınırlı kalmadı.</p>

<p>O’nun Diyarbakır Fetih Camiinde ne kadar katkısı varsa Ankara Kocatepe Camiinde de o kadar katkısı vardır. “</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Imam Hatip Çelebi Eser3" class="detail-photo img-fluid" height="1091" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/imam-hatip-celebi-eser3.jpg" width="1600" /></p>

<p>Deneyimli gazeteci-yazar İbrahim Evirgen ağabeyimiz bir Diyarbekir beyefendisi olan merhum hayırsever Çelebi Eser için böyle yazıyor kitabında. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.</p>

<p>Evet bir zamanlar Diyarbekir beyefendileri vardı.</p>

<p><img alt="Çelebi6" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/celebi6.jpg" width="1060" /></p>

<p>Kocaman yürekleriyle memlekete değer katıyorlardı.</p>

<p>Bu yüzden aradan asırlar da geçse dua ve güzelliklerle yad ediliyorlar. Allah, herkesin arkasında dua bırakacak eserler ve hayırlı evlatlar bıraksın..</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK AKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/bir-zamanlar-diyarbakirin-gonul-elcileri</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/celebi-nostalji.jpg" type="image/jpeg" length="41810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’daki hastanede şaşırtan olay: Kanlı peçeteleri dışarıdan getirip lavabolara bıraktı]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-hastanede-sasirtan-olay-kanli-peceteleri-disaridan-getirip-lavabolara-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-hastanede-sasirtan-olay-kanli-peceteleri-disaridan-getirip-lavabolara-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin lavabolarını 4 gün boyunca kirletip görüntülerini bazı basın ve sosyal medya kuruluşlarına servis eden kadın, hastane güvenliğinin takibi sonucu kirlettiği lavaboda yakalandı. Hasta veya hasta yakını olmadığı belirlenen G.G.’nin, kirli ve kanlı peçeteleri dışarıdan getirerek lavabolara bıraktığı tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR HABER- </strong>Şanlıurfa yolu üzerindeki <strong>Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi</strong>’nde son günlerde dikkat çeken bir olay yaşandı.</p>

<p>İddiaya göre G.G. isimli kadın,<strong> hastanenin lavabolarını 4 gün boyunca çeşitli şekillerde kirletti</strong>. Bu anları görüntüleyen kadın, elde ettiği görüntüleri kentteki bazı sosyal medya hesapları ile basın ve yayın kuruluşlarına servis etti.</p>

<p>Görüntülerin yayılması üzerine hastane yönetimi harekete geçerek <strong>güvenlik kameraları</strong>nı incelemeye aldı.</p>

<p><strong>Güvenlik takibi sonuç verdi: Kirlettiği lavaboda yakalandı</strong></p>

<p>Hastane güvenlik görevlilerinin yürüttüğü sıkı takip sonucunda kadın, yine aynı eylemi gerçekleştirmek üzere geldiği hastanenin lavabosunda yakalandı. İhbar üzerine hastaneye gelen polis ekiplerine teslim edilen G.G.’nin hasta veya hasta yakını olmadığı belirlendi.</p>

<p>Kadının, hastaneyi zan altında bırakan ve kurumun imajını zedeleyen görüntüleri servis ettiği tespit edildi.</p>

<p><strong>En çarpıcı detay: Peçeteleri dışarıdan getirmiş!</strong></p>

<p>Olayla ilgili yürütülen incelemede en dikkat çeken ayrıntılardan biri de kadının kullandığı materyaller oldu. G.G.’nin lavabolara bıraktığı<strong> kirli ve kanlı peçeteleri </strong>dışarıdan getirdiği tespit edildi.</p>

<p>Bu detay, hastanenin hijyen koşullarıyla ilgili kamuoyunda oluşabilecek soru işaretlerini daha da artırırken, olayın hastane içerisinde yaşanan bir hijyen ihlali olmadığı yönündeki tespitleri de beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>Telefonuna ve dijital materyallerine el konuldu</strong></p>

<p>Polis ekiplerine teslim edilen kadının telefonu ve elindeki diğer dijital materyallere el konuldu. G.G. hakkında yasal işlem başlatılırken, ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.</p>

<p><strong>Hastane yönetimi şikâyetçi oldu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane yönetiminin, olayla ilgili güvenlik kamera kayıtlarını emniyet ekiplerine teslim ettiği ve G.G. hakkında şikâyetçi olduğu bildirildi. Olayla ilgili adli sürecin sürdüğü öğrenilirken, hastane yönetiminin özellikle sosyal medyada yayılan görüntüler nedeniyle kurumun kamuoyunda yanlış bir algıyla karşı karşıya kalmasına tepki gösterdiği belirtildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirdaki-hastanede-sasirtan-olay-kanli-peceteleri-disaridan-getirip-lavabolara-birakti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/hastaneee.jpg" type="image/jpeg" length="33191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da servisçilerden tarife tepkisi: Bu ücreti kabul etmiyoruz]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-serviscilerden-tarife-tepkisi-bu-ucreti-kabul-etmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-serviscilerden-tarife-tepkisi-bu-ucreti-kabul-etmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi, 2026-2027 eğitim öğretim yılında uygulanacak öğrenci ve personel servis ücret tarifesini belirledi. Öğrenci servis ücretlerinin mesafeye göre 2 bin 200 TL ile 3 bin 100 TL arasında belirlenmesine tepki gösteren Diyarbakır Servisçiler Odası Başkanı Kenan Esin, “Servisçi esnafına yapılan bu haksızlığı kabul etmiyoruz” dedi. Esnaf, ücretlerin yeniden değerlendirilerek en az 3 bin TL seviyesine çıkarılmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER -</span></a></strong> <strong>Diyarbakır’da 2026-2027 eğitim öğretim yılı</strong>nda uygulanacak öğrenci ve personel servis ücret tarifesi tartışma yarattı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından kabul edilen tarifeye göre öğrenci servis ücretleri, mesafeye göre 2 bin 200 TL ile 3 bin 100 TL arasında belirlendi.</p>

<p>Karara tepki gösteren <strong>Diyarbakır Servisçiler Odası Başkanı Kenan Esin,</strong> belediye yetkililerine çağrıda bulunarak tarifenin yeniden değerlendirilmesini istedi.</p>

<p>Esin, servisçi esnafının uzun süredir artan maliyetler karşısında zor durumda olduğunu belirterek, daha önce belediye yetkilileriyle yapılan görüşmelerde verilen sözlerin yerine getirilmediğini savundu.</p>

<p>“Servisçiler Odası olarak esnafımıza yapılan bu haksızlığı kabul etmiyoruz” diyen Esin, akaryakıt, sigorta, vergi, bakım, lastik ve diğer işletme giderlerinin sürekli arttığını, buna karşın Diyarbakır’daki servis ücretlerinin Türkiye ortalamasının altında kaldığını ifade etti.</p>

<p>Esin, “Diyarbakır servisçi esnafı Türkiye’nin en düşük rayiç ücretiyle çalışmaya mahkûm edilmiştir. Esnafımız ayakta kalma mücadelesi veriyor. Birçok esnafımız evine ekmek götürmekte zorlanıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><img alt="Servis2-1" class="detail-photo img-fluid" height="689" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/servis2-1.jpg" width="841" /></h2>

<h2><strong>“Talebimiz 3 bin TL”</strong></h2>

<p>Servisçi esnafının halkın bir parçası olduğunu vurgulayan Esin, belediye yönetimine seslenerek ücretlerin yeniden ele alınmasını istedi. Esin, mevcut ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğunda servis ücretlerinin en az 3 bin TL seviyesine çıkarılmasının esnafı kısmen rahatlatacağını belirtti.</p>

<p>Esin ayrıca, taleplerinin karşılanmaması halinde belediye önünde eylem yapabileceklerini söyledi. Servisçi esnafıyla birlikte haklarını savunmaya devam edeceklerini belirten Esin, “Verdiğiniz sözlerin arkasında durun. Aksi halde daha güçlü ve daha kararlı şekilde mücadele edeceğiz” dedi.</p>

<h2><strong>“Bu rayici ne kabul ediyoruz ne uygulayacağız”</strong></h2>

<p>Servisçilerden Veysel Sökmen de belirlenen tarifeye tepki gösterdi. Sökmen, mevcut ücretlerin artan maliyetler karşısında esnafı kurtarmadığını belirterek, “Biz bu rayici zaten uygulayamayız. Uygulasak dahi yakıtımızdan, lastiğimizden, yağımıza kadar giderler nedeniyle geçinemez hale geldik. Bu rayici ne kabul ediyoruz ne de uygulayacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’nin farklı kentlerindeki servis ücretlerine dikkat çeken Sökmen, Diyarbakır’da da en düşük ücretin 3 bin TL seviyesinde olması gerektiğini savundu.</p>

<p>Sökmen, halkın ekonomik durumunun farkında olduklarını belirterek, “3 bin TL bizim için ideal bir rakam olur. En azından halkımıza yardımcı olmak amacıyla biz de elimizi taşın altına koyarız” dedi.</p>

<h2><img alt="Servis Toplantı" class="detail-photo img-fluid" height="903" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/servis-toplanti.jpg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>“Verilen sözler tutulmadı”</strong></h2>

<p>Belediye yetkilileriyle görüşme taleplerine de değinen Sökmen, geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen görüşmelerde servisçi esnafının sorunlarının çözümü konusunda sözler verildiğini ancak bu sözlerin yerine getirilmediğini ileri sürdü.</p>

<p>Esnaf Vedat Karakaş ise Diyarbakır Servisçiler Odası Başkanı Kenan Esin’in yanında olduklarını belirterek, açıklanan tarifeyi haksızlık olarak değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akaryakıt fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Karakaş, geçen yıl ile bu yıl arasındaki maliyet farkının servis ücretlerine yeterince yansıtılmadığını söyledi.</p>

<p>Karakaş, mevcut şartlarda esnafın araçlarını yenilemesinin dahi mümkün olmadığını belirterek, servis ücretlerinin en az 3 bin TL seviyesine çekilmesini talep etti.</p>

<p>Diyarbakır Servisçiler Odası yönetimi ve servisçi esnafı, Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenen tarifenin yeniden değerlendirilmesini ve artan maliyetler dikkate alınarak yeni bir ücret düzenlemesi yapılmasını istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-serviscilerden-tarife-tepkisi-bu-ucreti-kabul-etmiyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/servis.jpg" type="image/jpeg" length="16377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır Dernekler Platformu’ndan Çerçeve Yasa Mesajı; Bu bir sonuç değil, daha bir başlangıç]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-dernekler-platformundan-cerceve-yasa-mesaji-bu-bir-sonuc-degil-daha-bir-baslangic</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-dernekler-platformundan-cerceve-yasa-mesaji-bu-bir-sonuc-degil-daha-bir-baslangic" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da hemşeri derneklerinin oluşturduğu Dernekler Platformu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük oy çokluğuyla kabul edilen “Çerçeve Yasa”yı değerlendirdi. Platform üyeleri, yasanın nihai bir sonuç değil, barış ve toplumsal bütünleşme açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER- </span></strong>Diyarbakır’da faaliyet gösteren hemşeri derneklerince oluşturulan<strong> Dernekler Platformu,</strong> TBMM’den büyük oy oranıyla geçen <strong>Çerçeve Yasa</strong>’ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Silvan (Farqîn) Eğitim-Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve Dernekler Platformu Üyesi Cemal Doğrul, yasanın Meclis’ten geçmesinin sürecin tamamlandığı anlamına gelmediğini söyledi.</p>

<p>Doğrul, son iki yıllık süreçte yaşanan gecikmelerin ve belirsizliklerin toplumdaki umutları zaman zaman zayıflattığını belirterek, yasanın kabul edilmesiyle birlikte barış yönündeki beklentilerin yeniden güçlendiğini ifade etti.</p>

<p>“Nihayetinde bu çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi bir sonuç değil, daha bir başlangıçtır. Herkesin beklentisi gitgide büyüyor” diyen Doğrul, bundan sonraki sürecin daha büyük bir toplumsal sahiplenmeyle ilerlemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Bu coğrafya artık gücü aşan acılar yaşadı”</strong></p>

<p>Türkiye’nin ve özellikle bölgenin uzun yıllardır ağır bedeller ödediğini dile getiren Doğrul, yaşanan acıların ardından barış talebinin giderek daha yüksek sesle dile getirildiğini söyledi. Doğrul, “Yıllardır çok kayıplar verildi. Bu coğrafya artık gücü aşan doğrusu acılar yaşadı. Ama bütün bu acıların sonucunda herkesin haykırdığı, herkesin dillendirdiği ve beklediği bir barış söylemi vardı. Ne olursa olsun nihayetinde bu topraklara barışın gelmesi gerektiği yönündeki söylemler gitgide yükseldi” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doğrul’a göre sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri de en fazla acıyı yaşayan kesimlerin barış talebini en güçlü şekilde dile getirmesi. “Bu coğrafyada en çok kim acıyı yaşamışsa onların en çok barışı haykırmasıdır” diyen Doğrul, barış söyleminin sürecin başlamasında önemli bir rol oynadığını söyledi.</p>

<p><img alt="Dernek-1" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/dernek-1.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>“İlk defa herkesin lehine ortaklaşılan bir yasa geçti”</strong></p>

<p>Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten büyük bir oy oranıyla geçmesine de dikkat çeken Doğrul, bunun Türkiye siyasi tarihi açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Doğrul, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ve diğer siyasi parti liderlerinin süreçteki desteklerinin önemli olduğunu ifade ederek, sorunun yalnızca bugünün değil, yüzyılların sorunu olduğunu söyledi. Doğrul, “İlk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Türklerin de ortaklaştığı, bu ülkede yaşayan herkesin lehine olan bir yasanın geçmiş olmasıdır. Hem de büyük bir oy oranıyla geçmiş olmasıdır” dedi.</p>

<p><strong>“Temel atıldı, şimdi sağlam duvar örülmeli”</strong></p>

<p>Çerçeve Yasa’nın bir temel oluşturduğunu belirten Doğrul, bundan sonraki aşamada bu temelin üzerine kalıcı bir yapı inşa edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doğrul, sivil toplumun ve halkın sürece sahip çıkmasının önemine dikkat çekerek, “Bu temelin üzerine eğer sağlam bir duvar inşa edilirse ve bundan sonraki sahiplenme gitgide büyürse, halkın buradaki katkısı, sivil toplumun katkısı çok önemlidir. Onlar bu işi sahiplendikçe bu iş başarıya ulaşacaktır” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Bu iş oldu, bitti anlayışına girilmemeli”</strong></p>

<p>Sürecin tamamlandığı düşüncesinin yeni riskler oluşturabileceği uyarısında bulunan Doğrul, bundan sonraki adımların geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Doğrul, “Hiç kimse bu iş oldu, bitti, bir daha olmayacak anlamında bir tavır içerisine girmemelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kürt sorununa ilişkin ciddi adımların atılmaması halinde bugün oluşan olumlu havanın zarar görebileceğini belirten Doğrul, şöyle devam etti: “Eğer gereği yapılmazsa, eğer Kürtlerle ilgili, Kürt sorunuyla ilgili çok ciddi adımlar atılmazsa, o var olan, şu anda yeşillenen, filizlenen kardeşlik duygularını pekiştirip bunu daha da ileri safhalara taşımazlarsa, yarın öbür gün aynı sorunlarla tekrar hep birlikte o acıları yaşıyor olabileceğiz.”</p>

<p><strong>Zahit Çiftkuran: “Çatışmak kolaydır, barış zordur”</strong></p>

<p>Şeyh Said Derneği Yöneticisi ve Dernekler Platformu Üyesi Zahit Çiftkuran ise Kürtçe ve Zazaca yaptığı değerlendirmede, barışa dönük yasal bir adım atılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Çiftkuran, “Barışa dönük bir adım atıldığı için mutluyuz. Çatışmak kolaydır ama barış zordur” dedi. Dünya örneklerinde uzun süren savaşların yaşandığını ve barışın kolay sağlanamadığını belirten Çiftkuran, Türkiye’de iki yıldan kısa bir süre içerisinde barışa yönelik yasal bir adım atılmasını önemli bulduğunu söyledi.</p>

<p>Çiftkuran, bundan sonra yeni adımların atılması gerektiğini vurgulayarak, bu adımların süreci istemeyen kesimlerin önünü de keseceğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Sürecin uzaması zarar verebilir”</strong></p>

<p>Sürecin fazla uzamasının risk taşıdığını dile getiren Çiftkuran, “Umarız ki bu ilk adımdan sonra yeni adımlar da atılır. Yeni adımların atılması süreci istemeyenlerin de önünü kesecektir. Çünkü süreci istemeyenler, savaşı isteyenler var. Sürecin uzaması korkarım ki sürece zarar verecektir” diye konuştu. Çiftkuran, barışın adalet temelinde kurulması gerektiğini belirterek, “Dileğimiz adaletli ve herkese faydası dokunan bir barışın gerçekleşmesidir” dedi.</p>

<p><strong>Nusret İla: “Kürt halkı için kendi içindeki sorunları çözme fırsatı”</strong></p>

<p>Mazıdağı Derneği Yöneticisi ve Dernekler Platformu Genel Sekreteri Nusret İla ise sürecin yalnızca siyasi aktörler açısından değil, toplumun kendi içerisindeki sorunların çözümü bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İla, Çerçeve Yasa’yı “çok iyi bir başlangıç” olarak gördüklerini belirterek, özellikle Kürt halkının kendi içindeki sorunları çözmesi ve birlik sağlaması açısından bunun önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Yerel dernekler olarak çok sayıda bölgesel ve ailesel anlaşmazlığa tanıklık ettiklerini belirten İla, bu sürecin toplum içindeki sorunların çözümü için bir vesile olması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Dernek2" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/dernek2.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>“Parti üstü bir anlayışla sahiplenilmeli”</strong></p>

<p>İla, barış ve huzur ortamının yalnızca siyasi partilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak çabasıyla oluşturulabileceğini ifade etti. “Sadece parti üstü bir anlayışla bu işe el atılması lazım. Bütün buradaki siyasi partilerin artık el birliğiyle bu bölgedeki insanların yarasına merhem olması lazım”** diyen İla, siyasi aktörlerden ve toplumdan ortak hareket çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>“Herkes bu süreci sahiplenmeli”</strong></p>

<p>Dernekler Platformu üyelerinin ortak mesajı ise sürecin yalnızca Meclis’te kabul edilen bir yasayla sınırlı kalmaması gerektiği yönünde oldu. Platform üyeleri; halkın, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin ve toplumun farklı kesimlerinin sürece aktif biçimde dahil olması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dernekler Platformu temsilcileri, bugün oluşan barış ortamının güçlendirilmesi halinde Türkiye’de yaşayan bütün halkların ve kesimlerin bu süreçten kazançlı çıkacağı görüşünü dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-dernekler-platformundan-cerceve-yasa-mesaji-bu-bir-sonuc-degil-daha-bir-baslangic</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 07:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/dernek-2.jpg" type="image/jpeg" length="83659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da kanal isyanı! Mahalleli pis koku nedeniyle pencerelerini açamıyor]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-kanal-isyani-mahalleli-pis-koku-nedeniyle-pencerelerini-acamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-kanal-isyani-mahalleli-pis-koku-nedeniyle-pencerelerini-acamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Karpuzlu Mahallesi’nde DİSKİ’ye ait su arıtma tesisi kanalında temizlik yapılmaması, artan sıcaklıklarla birlikte kötü kokuların yayılmasına neden oldu. Evlerinin kapı ve pencerelerini açamadıklarını belirten mahalle sakinleri, daha önce yaptıkları başvurulardan sonuç alamayınca DİSKİ hizmet binasına giderek çözüm istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER-</span></a></strong> Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı yaklaşık 450 haneli ve 2 bin nüfuslu Karpuzlu Mahallesi’nde, <strong>DİSK</strong>İ’ye ait su arıtma tesisi kanalında temizlik çalışması yapılmaması mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çevreye yayılan <strong>kötü koku</strong>nun dayanılmaz hale geldiğini belirten vatandaşlar, evlerinin kapı ve pencerelerini açamadıklarını söyledi. DİSKİ’ye daha önce sözlü ve dilekçeyle başvurduklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten mahalle sakinleri, çözüm talebiyle DİSKİ hizmet binasına giderek yetkililerle görüştü.</p>

<h2><strong>“Sıcaklarla birlikte koku dayanılmaz hale geldi”</strong></h2>

<p>Karpuzlu Mahallesi sakinleri, mahalleden geçen DİSKİ’ye ait su arıtma tesisi kanalda uzun süredir<strong> temizlik çalışması</strong> yapılmadığını belirterek tepki gösterdi. Özellikle <strong>yaz sıcaklıkları</strong>nın etkisini artırmasıyla birlikte kanaldaki kötü kokunun çevreye yayıldığını ifade eden vatandaşlar, günlük yaşamlarının olumsuz etkilendiğini dile getirdi.</p>

<p>Mahalle sakinleri, evlerinin kapı ve pencerelerini açamadıklarını, kötü koku nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadıklarını belirterek yetkililerin bir an önce harekete geçmesini istedi.</p>

<h2><strong>“Defalarca başvurduk, çözüm bulamadık”</strong></h2>

<p>Sorunun çözümü için DİSKİ’ye daha önce sözlü olarak başvurduklarını ve dilekçeler verdiklerini aktaran mahalle sakinleri, yapılan başvurulara rağmen kanalda gerekli temizlik çalışmasının gerçekleştirilmediğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşanan mağduriyetin devam etmesi üzerine bir grup mahalle sakini, DİSKİ Hizmet Binası’na giderek yetkililerle görüştü.</p>

<h2><strong>Mahalleli çözüm bekliyor</strong></h2>

<p>DİSKİ yetkilileriyle görüşen Karpuzlu Mahallesi sakinleri, kanalda gerekli temizlik ve bakım çalışmalarının bir an önce yapılmasını istedi.</p>

<p>Vatandaşlar, özellikle sıcak havalarda kötü kokunun daha da arttığını belirterek, çevre ve halk sağlığı açısından da sorunun gecikmeden giderilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Yaklaşık 2 bin kişinin yaşadığı mahallede vatandaşların beklentisi, DİSKİ ekiplerinin kanalda gerekli çalışmayı yaparak kötü koku sorununu ortadan kaldırması.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-kanal-isyani-mahalleli-pis-koku-nedeniyle-pencerelerini-acamiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/pis-koku-int.jpg" type="image/jpeg" length="87545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da hukukçu Ülsen’den Çerçeve Yasa değerlendirmesi: Tek başına yeterli değil]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-hukukcu-ulsenden-cerceve-yasa-degerlendirmesi-tek-basina-yeterli-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-hukukcu-ulsenden-cerceve-yasa-degerlendirmesi-tek-basina-yeterli-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da hukukçu Cihan Ülsen, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir oy çokluğuyla kabul edilen Çerçeve Yasa’yı değerlendirdi. Yasanın Türkiye’nin siyasi ve toplumsal tarihi açısından önemli bir adım olduğunu belirten Ülsen, sürecin artık toplumsallaşması gerektiğini söyledi. Çerçeve Yasa’nın önemli eksiklikleri bulunduğunu da vurgulayan Ülsen, özellikle 1 Haziran 2005 tarihinin kapsam dışında bırakılmasına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#3498db">DİYARBAKIR HABER- </span></a></strong>Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden en önemli siyasi ve toplumsal meselelerinden biri açısından yeni bir döneme giriliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir oy çokluğuyla kabul edilen <strong>Çerçeve Yasa</strong>, sürecin hukuki zemininin oluşturulması bakımından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak yasanın kapsamı, 1 Haziran 2005 tarihine getirilen sınırlama, siyasi mahpuslar ve hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin durumu, Avrupa’da bulunanlar ile dağdaki kişilerin sürece nasıl dahil edileceği ve entegrasyonun hangi mekanizmalarla gerçekleştirileceği kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.</p>

<p><strong>Diyarbakır’da hukukçu Cihan Ülsen</strong>, Çerçeve Yasa’nın yalnızca bir başlangıç olduğunu belirterek, bundan sonraki sürecin hukuki netlik, hukuk güvenliği, toplumsal entegrasyon ve yeni bir toplumsal sözleşme ekseninde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ülsen ile Çerçeve Yasa’nın kapsamını, eksiklerini, 1 Haziran 2005 sınırlamasını, entegrasyon sürecini, Avrupa’da ve dağda bulunanların durumunu ve Türkiye’nin bundan sonraki süreçte atması gereken adımları konuştuk.</p>

<p><em><strong>“Çerçeve yasa toplumsallaşma sürecini başlatıyor”</strong></em></p>

<p><strong>Cihan Bey, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir oy çokluğuyla kabul edilen Çerçeve Yasa’yı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu yasa ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>“Bu Çerçeve Yasa’nın Türkiye siyasi tarihi için, Türkiye’nin toplumsal tarihi için önemli ve değerli bir adım olduğunu düşünüyorum. Çünkü dikkat ederseniz süreç başladığından beri birtakım eleştiriler vardı. Bu eleştiriler de sürecin toplumsallaşmadığı, yani bir sürecin yaşandığı ama bu süreçte neler yaşandığına dair net bir belirleme yapılamadığı, topluma gerekli bilgilerin verilmediği yönündeydi. Hatta bir dönemde bir belirsizlik süreci de vardı. “Lafa mı kaldırdı acaba, ne oluyor?” şeklinde bir belirsizlik vardı. Sonra birdenbire böyle bir çerçeve yasayla halk karşı karşıya çıkarıldı. O dönem yapılan eleştirilere rağmen, çatışma çözümü ve dünya örneklerini inceleyen, bu konuda gerçekten söz söylemeye eğilimli insanların söylediği bir husus vardı: Sürecin bazı yönlerinin toplumsallaşmaması ya da sadece Meclis ve komisyon üzerinden devam etmesinin olağan olduğu, ama öyle ya da böyle sürecin toplumsallaşması gerektiği söyleniyordu. Bence artık bu yasayla beraber toplumsallaşma süreci de başlamış bulunmaktadır. Çatışma çözümü ve diğer dünya örneklerinde görüldüğü üzere belli bir dönem meselenin toplumdan uzak bir şekilde, bazen kapalı kapılar ardında görüşülmesi ve devam etmesi son derece doğaldır. Ama artık sürecin ete kemiğe büründüğü bu zaman itibarıyla, bundan sonra sürecin toplumsallaşması gerektiği inancındayım. Çünkü entegrasyon süreci artık başlıyor. Entegrasyon süreci başladığı andan itibaren şu çerçeve artık hayatımıza girmiş olacak: **Kürdün haysiyetini yere düşürmeyecek ama Türkün de hassasiyetini gözetecek bir süreç. Bu Çerçeve Yasa bu anlamda önemli ve değerli bir adımdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Cihan Ülsen" class="detail-photo img-fluid" height="617" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/cihan-ulsen.jpg" width="1125" /></p>

<p><strong>Türkiye çok uzun yıllardır devam eden bir sorundan söz ediyor. Bu yasayı böyle tarihsel bir sorun açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Cumhuriyet kurulduğundan beri var olan, 150-200 yıllık bir sorundan bahsediyoruz. Toplumda artık kangren olmuş bir meseleden bahsediyoruz. Son 50 yıllık süreçte de çoğalan ve gerçekten toplumun önünü kesen bir evreye evrilmişti. O zaman artık devlet burada kendi iradesini ortaya koyuyor ve “Ben bu süreci çözmek istiyorum” diyor. Bu nedenle bu yasa sürecini bir sürecin ilk adımı** olarak görmek gerekiyor. Çünkü Çerçeve Yasa dediğimiz yasa sadece adam öldürme suçlarını ve silahlı eyleme karışmamış kimseleri değil; siyasi mahpus dediğimiz, siyasi suçlar dolayısıyla ceza almış ya da soruşturma ve kovuşturmaya tabi olmuş kişileri kapsayan bir yasa. Bu anlamda ben önemli ve değerli buluyorum”</p>

<p><em><strong>“1 Haziran 2005 sınırı kaldırılmalı”</strong></em></p>

<p><strong>Ancak yasanın bir de 1 Haziran 2005 sınırlaması var. Bu sınırlama sizce önemli bir eksiklik mi?</strong></p>

<p>“Kapsamıyor. Bu da ayrı bir mesele ve bir sınırlama getiriyor. Yasa koyucu, 1 Haziran 2005 tarihinden önceki dönemi, yani yeni Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihi kapsam dışında bırakmış. Bunu baz alarak yapmış. Eksikleri var, ben de kabul ediyorum. Ben bunu bir süreyle sınırlandırmamak gerektiği inancındayım. Çünkü haklarında daimî arama kararı olanlar var, hâlâ soruşturma süreçleri devam etmiş olanlar var. Bunu Ceza Kanunu’ndaki zaman aşımına göre de koymuş olabilir yasa koyucu. Ama gönül isterdi ki bu süre sınırının olmaması.”</p>

<p><strong>Sizce bu sınırlama ilerleyen süreçte değiştirilebilir mi?</strong></p>

<p>“Elimizde böyle bir yasa var. Şimdi yasa metinlerini canlı metinler olarak değerlendirmek gerekiyor. Yani bu yasa metni çıktı ama bu yasa metninin değişmeyeceği ya da bundan sonra ilelebet böyle devam edeceğine dair bir kural yok. Bütün yasalar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982 Anayasası bile yüzlerce kez değiştirilmiş ve üzerine yeni yeni maddeler eklenmiş. Büyük bir ihtimalle sürecin ilerlemesine göre birtakım değişiklikler de yapılacaktır. Büyük anlamda genişleyecektir. Uygulamada görülen bazı aksaklıkların giderilmesi amacıyla yasa metinleri değişebilir, değişecektir”</p>

<p><strong>Entegrasyon meselesi de kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biri. Avrupa’da bulunanlar, dağda bulunanlar açısından nasıl bir süreç öngörüyorsunuz?</strong></p>

<p>“Bence entegrasyonla ilgili yasa bir şey söylemiyor. Yasanın bu anlamda bir şey söylememesini teknik anlamda anlarım. Ama yasa koyucunun ve yürütme erkinin, Cumhurbaşkanlığının ve bakanlıkların bu konuda inisiyatif almaları ve bu alacakları inisiyatifi de bir an önce deklare etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü entegrasyon dediğimiz şey, insanların cezaevinden çıkıp dağdan inip tekrar yurda dönmesi ve onlara bir kimlik verilmesi falan değil. Sadece bunu anlamamak lazım. Eğer sadece buna indirger, “Kimliğini getirdikten sonra biz ona iş de veririz” demeye indirgerseniz burada ciddi bir hata yapmış oluruz. Bunun adının konulması gerekiyor. Bir de sınırlarının netleşmesi gerekiyor”</p>

<p><em><strong>“Hukuki netlik olmazsa yasa kabuk bir yasa haline gelir”</strong></em></p>

<p><strong>Özellikle Avrupa’da bulunanların veya dağdan gelecek kişilerin kafasında “Cezaevine gider miyim, bu yasadan faydalanabilir miyim?” soruları olabilir. Burada nasıl bir güvence gerekiyor?</strong></p>

<p><strong>“</strong>Kesinlikle. Avrupa’daki kişi, eğer samimi bir süreç değilse, “Ben niye geleyim?” diyecektir.<strong> </strong>Bu tür şeyler çok olacaktır. Herkesin kafasında şu an “Acaba ben gelirsem cezaevine gider miyim? Bu yasadan faydalanabilir miyim? Ne kadar güvenebilirim?” soruları olacaktır.<strong> </strong>Bunun ismi aslında sizin dediğiniz ve toplumun da beklentisi olan şey; hukuki netlik.<strong> </strong>İnsanlar hukuki bir netlik istiyor.<strong> </strong>Bu anlamda o hukuki netliği vermezseniz, o hukuk güvenliğini sağlamazsanız bu yasa kabuk bir yasa haline gelir ve kimse bundan faydalanmak istemez”</p>

<p><strong>Peki entegrasyon yalnızca hukuki güvenceyle sağlanabilir mi?</strong></p>

<p>“Sadece hukuki netlik de yetmez. Yani hukuku tesis ettikten sonra insanlar dışarıya çıktığında, dağdan indiğinde ya da tekrar ülkeye dönüş sağladığında nasıl bir toplumsal yapıyla karşılaşacaklarını, nasıl bir ekonomik bağımsızlık sahibi olacaklarını, hangi güvenceler altında hayatlarını devam ettireceklerini de ortaya koymak lazım. Çok zorluklar var aslında. Mesela yasa, Cumhurbaşkanlığı nezdinde, Meclis bünyesinde komisyon kuruyor. Silahsızlanmayı takip edecek, gelenlerin ne olacağına dair birtakım düzenlemeler koyuyor. Ama şu sorun önemli. Baştan başlayalım. Birisi dağdan indi. Dağdan indikten sonra cezası ya da kovuşturması ertelendi. Yasa diyor ki, “Ben beş yıl boyunca ya da on yıl boyunca seni güvenlik departmanlarım aracılığıyla izleyeceğim.” Şimdi sadece güvenlik departmanları izleyecek ise insanların kafasında soru işaretleri olur. Bunu sadece güvenlik politikalarına indirgememek lazım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın devreye girmesi lazım. Bu topluma kazandırılacak kişinin nasıl bir alanda istihdam edileceği, ailesini nasıl geçindireceği, topluma hangi şartlarda entegre olacağına dair birimler, yani sivil birimler oluşturulması lazım. Ve bu sivil birimlere gerçekten de güven duyulması lazım. Umarım bunları da düşünmüşlerdir.</p>

<p><strong>Yani sizin öneriniz, güvenlik merkezli değil; sosyal, ekonomik ve toplumsal boyutları da olan bir entegrasyon modeli mi?</strong></p>

<p>“Kesinlikle. Bunları düşünmeden sadece güvenlik eksenli olarak, “Ben işte beş yıl, on yıl seni izleyeceğim ve bu beş yıl, on yıl içerisinde herhangi bir suça karışmazsan seni aklındaki soruşturmaları düşüreceğim ya da davaları düşüreceğim” demek yetmez. Gelen kişiye iş, aş ve ekmek vermek lazım. Gelen kişinin aile bütünlüğünü korumak lazım. Gelen kişinin toplumun diğer kesimleriyle olan entegrasyonunu sağlamak lazım. İnsanların kafasında hâlâ “öteki” algısı, “düşman” algısı var. Bu düşman algısını, öteki algısını yerle bir edecek, o buzları çözecek yeni bir toplumsal süreç ortaya koymak lazım.”</p>

<p><strong>O halde Çerçeve Yasa tek başına yeterli değil diyebilir miyiz?</strong></p>

<p>“Bu yasa tek başına yeterli değil. Bunu hepimiz kabul ediyoruz. Eksikleri var, fazlalıkları var. Bunu zaman içerisinde tabana yaymamız lazım. Tabana yaymak demek de yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmek gerekiyor demek. Bu da yeni bir anayasadan geçiyor. Acilen Türkiye’nin darbe anayasasından uzaklaşması, yeni ve eşit vatandaşlık hakkını teminat altına alan, Kürtlerin istediği birtakım olağan ve normalleşme sürecini hızlandıracak yasal düzenlemelerin bir şekilde oluşturulması gerekiyor. Bunları oluşturarak sürece dair etmeleri lazım. Dediğim gibi bunu sadece Cumhurbaşkanlığı’nın yönetimindeki yürütme erkine ya da Meclis’teki komisyona bırakmamak gerekiyor. Gazetecisinden sivil toplumuna, işçisinden emeklisine kadar herkesi bu sürece dahil etmek lazım. Ve bu sürecin ana maksadı şu olmalı: “Kürdün haysiyetini, Türkün hassasiyetini onaracak mekanizmalar ortaya koymak”</p>

<p><strong>Son olarak bu süreç ve Çerçeve Yasa konusunda kamuoyuna ne söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>“Ben bu süreci ve bu yasayı önemsiyorum. Ama bu sürecin ve bu yasanın ileriye doğru bizi götürebilmesi için yasa koyucudan tutun da sade vatandaşa kadar herkesin etkin ve yeterli bir şekilde sürece dahil olması gerekiyor. Umarım geçmişten aldığımız derslerle süreç akamete uğramaz”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-hukukcu-ulsenden-cerceve-yasa-degerlendirmesi-tek-basina-yeterli-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/yasa-1.jpg" type="image/jpeg" length="94950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır Karacadağ’da meteor yağmuru şöleni]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-karacadagda-meteor-yagmuru-soleni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-karacadagda-meteor-yagmuru-soleni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tigris Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü üyeleri, Karacadağ’da düzenledikleri gece gezisinde doğayla ve gökyüzüyle buluştu. Gece saat 03.00’e kadar süren etkinlikte katılımcılar, meteor yağmurunun oluşturduğu görsel şöleni izleme fırsatı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER</span></a></strong>- <strong>Tigris Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü</strong>, doğa ve gökyüzü tutkunlarını <strong>Karacadağ’</strong>da bir araya getirdi. Gece saatlerinde gerçekleştirilen gezide katılımcılar, Karacadağ’ın doğal atmosferi eşliğinde<strong> meteor yağmuru</strong>nu izledi.</p>

<p><img alt="Meteor" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/meteor.jpg" width="1600" /></p>

<p>Bisiklet ve doğa sporları tutkunlarının katıldığı etkinlik, gece boyunca devam etti. Katılımcılar, şehir ışıklarından uzak Karacadağ’da gökyüzünü gözlemleyerek meteor yağmurunun oluşturduğu görüntülere tanıklık etti.</p>

<p><img alt="Meteor2" class="detail-photo img-fluid" height="1086" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/meteor2.jpg" width="1448" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gece saat 03.00’e kadar süren etkinlik, doğa sporları ve gökyüzü gözlemini bir araya getirirken, katılımcılara unutulmaz bir gece yaşattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakir-karacadagda-meteor-yagmuru-soleni</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/meteorrr.jpg" type="image/jpeg" length="70476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da GES isyanı; Toprağımıza, suyumuza dokunmayın]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ges-isyani-topragimiza-suyumuza-dokunmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ges-isyani-topragimiza-suyumuza-dokunmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Ağaçlı (Cixsê) köyünde planlanan GES projesi, köylülerin tepkisine neden oldu. Yaklaşık 32 bin güneş panelinin yaşam ve yerleşim alanlarına yaklaşık 10 metre mesafeye kurulmasının planlandığını belirten Ağaçlı ve Buduka Koruma ve Yaşatma Platformu üyesi İbrahim Kılıç, “Toprağımıza, suyumuza, meralarımıza ve doğamıza sahip çıkacağız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER-</span></a></strong> <strong>Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Ağaçlı (Cixsê) köyü</strong>nde yapılması planlanan<strong> GES projesi</strong>ne karşı köylülerin tepkisi sürüyor. Ağaçlı ve Buduka Koruma ve Yaşatma Platformu üyesi İbrahim Kılıç, projenin yalnızca enerji üretimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, köylülerin yaşam alanlarının ve geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu savundu.</p>

<p>Yaklaşık 32 bin güneş panelinin, köyün yaşam ve yerleşim alanlarına yaklaşık 10 metre mesafeye kadar yaklaşacak şekilde planlandığını belirten Kılıç, söz konusu alanların köylüler için boş arazi olmadığını vurguladı.</p>

<blockquote>
<p>Kılıç, “Burası insanların yaşadığı, hayvanlarını otlattığı, su kaynaklarından yararlandığı ve yüzyıllardır üretim yaptığı topraklardır. Meralarımızın ve sulak alanlarımızın zarar görmesi, hayvancılığın ciddi şekilde gerilemesine neden olacaktır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2><strong>“İpekböcekçiliği de tehdit altında”</strong></h2>

<p>Köyde sürdürülen hayvancılığın yanı sıra ipekböcekçiliğinin de projeden olumsuz etkilenebileceğini belirten Kılıç, bu faaliyetlerin köylüler açısından yalnızca ekonomik bir gelir kapısı olmadığını söyledi.</p>

<p>Kılıç, tarımsal ve hayvansal üretim alanlarının zarar görmesinin köyün sosyal yapısını da etkileyebileceğini belirterek, bunun ilerleyen süreçte köyden göçü artırabilecek daha büyük bir soruna dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p>

<h2><img alt="Ağaçlı Ges2" class="detail-photo img-fluid" height="1496" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/agacli-ges2.jpg" width="2000" /></h2>

<h2><strong>“Yenilenebilir enerjiye karşı değiliz”</strong></h2>

<p>Kılıç, köylülerin yenilenebilir enerji projelerine karşı olmadığının altını çizerek, itirazlarının projenin seçildiği alan ve doğurabileceği sonuçlara yönelik olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Enerji ihtiyacının karşılanmasına karşı değiliz. Ancak enerji üretilecek diye köylünün yaşam alanlarının, meralarının, su kaynaklarının ve üretim biçiminin göz ardı edilmesini kabul etmiyoruz” diyen Kılıç, GES projelerinin bilimsel ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><img alt="Gess" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/gess.jpg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>“Anayasa Mahkemesi sürecindeyiz”</strong></h2>

<p>Hukuki mücadelelerinin de devam ettiğini açıklayan Kılıç, dosyanın şu anda Anayasa Mahkemesi sürecinde olduğunu belirtti. Buradan sonuç alınamaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını ifade eden Kılıç, mücadelelerini demokratik ve hukuki yollarla sürdüreceklerini söyledi.</p>

<p>Kılıç, köylülerin kararlılığını ise şu sözlerle dile getirdi: “Biz bu topraklarda doğduk, burada yaşadık ve çocuklarımızın da bu topraklarda yaşamasını istiyoruz. Toprağımıza, suyumuza, meralarımıza, doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkacağız. Doğamızın ve yaşam alanlarımızın göz göre göre yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Mücadelemizi hukuk çerçevesinde, demokratik yollarla ve sonuna kadar sürdüreceğiz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-ges-isyani-topragimiza-suyumuza-dokunmayin</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/agacli-ges.jpg" type="image/jpeg" length="52936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Coşkun, Çerçeve Yasayı Öz Diyarbakır’a değerlendirdi:  Bir son yasa değil, ilk adım]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/doc-dr-coskun-cerceve-yasayi-oz-diyarbakira-degerlendirdi-bir-son-yasa-degil-ilk-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/doc-dr-coskun-cerceve-yasayi-oz-diyarbakira-degerlendirdi-bir-son-yasa-degil-ilk-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Çerçeve Yasayı değerlendirdi. Yasanın geniş bir kapsama sahip olduğunu belirten Coşkun, “467 milletvekilinin oyuyla artık af yasası mı, infaz yasası mı tartışması bitti” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER-</span></a> </strong> Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilen <strong>Çerçeve Yasa,</strong> kamuoyunda yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Yasanın kapsamı, kimleri ilgilendirdiği, cezaevlerinde bulunan yaklaşık 4 bin kişi açısından ne anlama geldiği ve kamuoyunda en çok tartışılan isimlerden Selahattin Demirtaş’ın bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı merak konusu.</p>

<p><strong>Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, yasanın hukuki boyutunu, kapsamını ve bundan sonraki süreçte yaşanabilecek gelişmeleri Öz Diyarbakır Gazetesi’ne değerlendirdi.</strong></p>

<p>Gazeteci Sait BAYRAM’ın sorularını yanıtlayan Coşkun, 467 milletvekilinin desteğinin siyasal mutabakat ve demokratik meşruiyet açısından önemli olduğunu belirtirken, Çerçeve Yasanın “son yasa” değil, sürecin ilk adımı olduğuna dikkat çekti. Demirtaş’ın da mevcut hukuki durumu itibarıyla yasadan yararlanmasının önünde bir engel bulunmadığını savunan Coşkun, AİHM kararlarına da dikkat çekti.</p>

<p><strong>İşte Doç. Dr. Vahap Coşkun’un Çerçeve Yasaya ilişkin değerlendirmeleri…</strong></p>

<p><strong>Çerçeve Yasanın TBMM’de 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>“Öncelikle yasanın Meclis’te 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yasaya dair tartışmalar vardı. Bu yasa bir infaz yasası mı, yoksa bir af yasası mı? Af yasası olduğunda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç duyulur. Şimdi 467 milletvekilinin oyuyla artık bu tartışma bitti. Nitelikli çoğunluk olduğu için anayasal yönden bir değerlendirme yapılsa bile bu konuda herhangi bir sıkıntı çıkmaz.</p>

<p>İkincisi, bu kadar yoğun bir desteğin ortaya çıkması son derece önemli. Çünkü Kürt meselesi, toplumun farklı kesimlerinin hassasiyet gösterdiği bir mesele. Böylesine duyarlı bir meselede, toplumun farklı kesimlerini temsil eden siyasi partilerin aynı metnin altına imza atmaları hem siyasal mutabakatı göstermesi açısından hem de demokratik meşruiyet açısından son derece önemli”</p>

<p><img alt="Vahap Oşkun" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/vahap-oskun.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>Çerçeve Yasa nihai bir düzenleme mi, yoksa sürecin başlangıcı mı?</strong></p>

<p>“Burada akılda tutulması gereken önemli husus şu: Bu yasa son yasa değil. Mutlak, değiştirilemez bir yasa da değil. Bu yasa bir ilk adım. Bu yasanın birtakım eksiklikleri veya aksaklıkları görülürse sürecin ilerleyen aşamalarında yeni hukuki düzenlemeler yapılabilir. Yeni yasalar çıkarılabilir, mevcut yasaların içerisinde değişiklikler yapılabilir veya fiili birtakım adımlar atılabilir. Dolayısıyla bu dinamik bir süreç. Bu yasa da dinamik sürecin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir”</p>

<p><strong>Peki bu yasa kimleri kapsıyor? Dağda, cezaevinde ve Avrupa’da bulunan kişiler açısından ne bekleniyor?</strong></p>

<p>“Yasanın aslında üç temel grubu hedef aldığını söyleyebiliriz. Birincisi dağdakiler, ikincisi cezaevindekiler, üçüncüsü ise Avrupa’dakiler veya farklı ülkelerde bulunan örgüt mensupları. Yasanın kapsamı oldukça geniş. Yasaya baktığımızda örgüt kurma, örgütü yönetme, örgüt propagandası yapma, örgüte yardım ve yataklık etme ve örgütün finansmanına katkıda bulunma gibi çok farklı ve geniş alandaki suçların düzenlendiğini görüyoruz”</p>

<p><strong>Yasanın kapsamı dışında kalanlar var mı?</strong></p>

<p></p>

<p>“İki önemli istisnası var. Bunlardan bir tanesi adam öldürme dosyaları. Bunlar yasal çerçevenin kapsamı içerisinde yer almıyor. İkincisi ise 2005’ten önce müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar. Bunlar da bu yasa kapsamının içerisinde yer almıyor”</p>

<p><strong>Cezaevlerinde bulunan kaç kişi bu yasadan yararlanabilecek?</strong></p>

<p>“Adalet Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre ve medyaya da yansıdığı şekliyle şu anda bu yasanın kapsamında cezaevlerinde yaklaşık 4 bin kişi bulunuyor. Yasa uygulamaya geçtiğinde, bu kişiler 6 aylık süre içerisinde müracaat ettikleri takdirde yasadan faydalanabilecekler.”</p>

<p><strong>Bu düzenleme bir ceza indirimi mi getiriyor?</strong></p>

<p>“Yasada herhangi bir ceza indirimi yok. Yasa aslında bir erteleme düzenlemesi. Cezası 15 yıla kadar olanlar için 5 yıllık bir erteleme, 15 yıl ve daha fazla cezası olanlar için ise 10 yıllık bir erteleme söz konusu. Bu erteleme süresi içerisinde herhangi bir terör suçu işlenmediği takdirde dosyalar ortadan kalkacak ve bu kişiler haklarına kavuşacaklar”</p>

<p><strong>Hak yoksunluklarının giderilmesi konusunda da bir imkan bulunuyor mu?</strong></p>

<p>“Evet. Yasada bu konuda da bir imkan var. 5 yıl ertelenenler, dosyalarının ertelenmesinden 2 yıl sonra; 10 yıl ertelenenler ise 3 yıl geçtikten sonra hak yoksunluklarının giderilmesine ilişkin karar verilmesini talep edebilecekler”</p>

<p><strong>Kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de Selahattin Demirtaş. Demirtaş bu yasadan yararlanabilir mi?</strong></p>

<p>“Demirtaş meselesi kamuoyunda çok tartışılıyor. Abdülkadir Selvi, Bakan Gürlek’in, Öcalan ve Demirtaş’ın bu yasadan istifade etmeyeceğini söylediğini belirtti. Öcalan’ın istifade etmeyeceği açık ve net. Ancak Demirtaş konusunda bir tartışma başladı. Daha sonra bu haber de yalanlandı ve Bakan, “Ben böyle bir ifade kullanmadım” şeklinde bir beyanda bulundu. Aslında burada hukuki açıdan bir tartışma yok. Selahattin Demirtaş, yasal istisna olarak kabul edilen durumlara girmiyor. Hakkında adam öldürme cezası bulunmuyor ve 2005’ten önce verilmiş ağırlaştırılmış müebbet cezası da yok. Dolayısıyla Demirtaş’ın bu yasaya başvurması halinde yararlanması noktasında herhangi bir hukuki problem bulunmuyor”</p>

<p><img alt="Vahap-1" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/vahap-1.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>Demirtaş’ın mevcut hukuki durumu nedir?</strong></p>

<p>“Demirtaş’ın hukuki durumuna dair avukatları da gerekli açıklamaları yaptılar. Demirtaş’ın şu anda Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesinden dolayı bir tutukluluğu var. Yasa uygulamaya geçtiğinde bu madde de yasa kapsamında yer alıyor. Dolayısıyla Demirtaş başvurması halinde bu yasadan istifade edebilir ve özgürlüğüne kavuşabilir”</p>

<p><strong>Yani Demirtaş açısından yasada herhangi bir engel bulunmuyor mu?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Hayır, Demirtaş açısından bu yasadan yararlanması noktasında herhangi bir problem yok. Fakat özellikle vurgulamamız gerekiyor ki Demirtaş’ın zaten içeride olmaması lazım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları Türkiye’yi de bağlar. Anayasamızın 90. maddesi son derece açık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş hakkında defalarca verdiği kararlar var. Dolayısıyla Demirtaş’ın mutlak manada şu anda zaten içeride olmaması gerekiyordu. Ancak gerek fiili birtakım uygulamalar gerekse hukukun arkadan dolanılması yoluyla Demirtaş’ın özgürlük hakkı elinden alındı. Dolayısıyla bu yasaya gerek kalmadan zaten Demirtaş’ın çıkması gerekiyordu. Ama bu yasa kapsamında çıkarsa ve Demirtaş talep ederse, o da bu yasadan faydalanır. Bu konuda herhangi bir hukuki sorun veya hukuki karmaşa yok”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/doc-dr-coskun-cerceve-yasayi-oz-diyarbakira-degerlendirdi-bir-son-yasa-degil-ilk-adim</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/yasa.jpg" type="image/jpeg" length="65687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da günlerdir haber alınamayan Gizem için ailesinden çağrı: Yeter ki sağ salim eve dön]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gunlerdir-haber-alinamayan-gizem-icin-ailesinden-cagri-yeter-ki-sag-salim-eve-don</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gunlerdir-haber-alinamayan-gizem-icin-ailesinden-cagri-yeter-ki-sag-salim-eve-don" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da günlerdir kendisinden haber alınamayan Gizem Izgı’nın ailesi, genç kızın bulunması için yetkililere ve vatandaşlara çağrıda bulundu. Baba Halis Izgı, “Kızımızın güvenliğinden ciddi şekilde kaygı duyuyoruz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9"><strong>DİYARBAKIR HABER -</strong></span></a> Diyarbakır’da günlerdir kendisinden haber alınamayan <strong>Gizem Izgı’</strong>nın ailesinin endişeli bekleyişi sürüyor. Kızından haber alamayan baba Halis Izgı, olayın ilk anından itibaren güvenlik güçlerine başvurduklarını belirterek, ellerindeki tüm bilgileri yetkililerle paylaştıklarını söyledi.</p>

<p>Izgı, Jandarma Karakol Komutanlığı, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü ve polis birimlerine başvurduklarını ifade etti. Aile ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına da başvurarak soruşturmanın kapsamlı şekilde yürütülmesini talep etti.</p>

<h2><strong>“Tek isteğimiz kızımızın sağ salim bulunması”</strong></h2>

<p>Yaşadıkları endişeyi anlatan baba Halis Izgı, kızının güvenliğinden ciddi şekilde kaygı duyduklarını belirterek vatandaşlardan da destek istedi.</p>

<p>Izgı, olayla ilgili bilgisi bulunan kişilerin vakit kaybetmeden güvenlik güçlerine bilgi vermesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kızına da seslenen acılı baba, şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<blockquote>
<p>“Kızım, eğer beni duyuyorsan; senden hiçbir beklentimiz yok. Yeter ki sağ salim eve dön. Seni çok seviyoruz ve seni bekliyoruz.”</p>
</blockquote>

<p>Ailenin, Gizem Izgı’dan gelecek güzel haberi beklediği belirtilirken, olayla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü aktarıldı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-gunlerdir-haber-alinamayan-gizem-icin-ailesinden-cagri-yeter-ki-sag-salim-eve-don</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/gizem-izgi.jpg" type="image/jpeg" length="51269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da Diş Hekimliği Çıkmazı: 96 klinik, 170 muayenehane…]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dis-hekimligi-cikmazi-6-klinik-170-muayenehane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dis-hekimligi-cikmazi-6-klinik-170-muayenehane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Diş Hekimleri Odası Başkanı Aslan Yiğit, Türkiye’de diş hekimliği alanında yaşanan istihdam sorununa ve artan özel klinik sayısına dikkat çekti. Diyarbakır’da 96 poliklinik ve yaklaşık 170 özel muayenehane bulunduğunu belirten Yiğit, her yıl binlerce yeni mezunun iş ve atama beklediğini söyledi. Yiğit, “Atama sayılarını yılda en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarmadığınız sürece büyük bir işsiz diş hekimi ordusu yaratmış olacağız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#2980b9"><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/">DİYARBAKIR HABER-</a> </strong> </span><strong>Diş hekimliği </strong>alanında son yıllarda üniversitelerde <strong>artan kontenjanlar, mezun sayısındaki yükseliş,</strong> kamudaki sınırlı atamalar ve özel sektörde yaşanan ekonomik sıkıntılar, mesleğin geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.</p>

<p>Diyarbakır’da da diş poliklinikleri ve özel muayenehanelerin sayısı giderek artarken, bazı kliniklerin ekonomik nedenlerle faaliyetlerini sürdüremediği veya devredildiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Diyarbakır Diş Hekimleri Odası Başkanı Aslan Yiğit,</strong> hem kentteki diş hekimliği sektörünün mevcut durumunu hem de Türkiye genelinde yaşanan istihdam ve eğitim sorunlarını değerlendirdi.</p>

<p>Yiğit, atama bekleyen diş hekimlerinin sayısının her geçen yıl arttığını, özel sektörde ise sermaye sahibi ile hekim arasındaki ilişkinin bazı durumlarda hekimlerin emeğinin sömürülmesine kadar vardığını savundu.</p>

<p>Diş hekimliği fakültelerindeki eğitim koşullarına da dikkat çeken Yiğit, özellikle yeterli akademik kadrosu ve hastane altyapısı bulunmayan fakültelerden mezun olan öğrencilerin meslek hayatına deneyimsiz başlayabildiğini belirterek, bunun toplum sağlığı açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><img alt="Diş Hekimliği" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/dis-hekimligi.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>Diyarbakır’da diş hekimliği alanında son dönemde nasıl bir tablo var?</strong></p>

<p>“Son dönemlerde Diyarbakır’da poliklinik ve klinik sayısında ciddi bir artış var. Şu an Diyarbakır’da yaklaşık 96 poliklinik ve 170’e yakın özel muayenehane bulunuyor. Ancak bu kadar fazla klinik ve muayenehanenin olması, herkesin iyi iş yaptığı anlamına gelmiyor. Ekonomik kriz ve klinik sayısındaki fazlalık nedeniyle birçok yer yeterli iş yapamıyor. Bazıları devredilmek, bazıları da kapatılmak durumunda kalıyor.</p>

<p><strong>Peki artan klinik sayısının temel nedeni nedir?</strong></p>

<p>“Bunun önemli nedenlerinden biri kamuda yeterli istihdamın olmaması. Hekimler atanamadıkları için özel sektöre yöneliyor. Bir tarafta yeni mezun olan ve iş arayan hekimler var, diğer tarafta ise sermayesi olan kişilerin açtığı kliniklerde çalışmak zorunda kalan hekimler var. Hekim, kendi kliniğini açabilecek ekonomik güce sahip değilse bir sermaye sahibinin yanında çalışmak zorunda kalabiliyor. Burada zaman zaman hekim emeğinin sömürülmesi gibi ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>Türkiye’de kaç diş hekimi atama bekliyor?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“2025 yılında iki kez kadro açıldı ve yaklaşık 1.000 kişi atandı. 2026 yılında ise yalnızca 521 kişilik bir kadro açıldı. Bunun yaklaşık 200'ü uzman hekim, 300'ü aşkın kısmı pratisyen hekimler içindi. Bu kadroya yaklaşık 17 bin hekim başvurdu. Bu yıl da yaklaşık 9 bin 500 kişinin mezun olması bekleniyor. Dolayısıyla bugün yaklaşık 25 bin kişi ya iş arıyor, ya atama bekliyor ya da çok kötü çalışma koşullarında çalışıyor. Devletin ihtiyacı olduğu halde açılan kadro sayısının 300-500 bandında kalması ne yazık ki yeterli değil.</p>

<p><strong>Bu tablo böyle devam ederse ne olur?</strong></p>

<p>“Böyle devam ederse büyük bir işsiz diş hekimi ordusu yaratmış olacağız. Bizim talebimiz, yıllık atama sayılarının en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarılmasıdır. Bunun yanında özel sektörden hizmet satın alma modeli de değerlendirilebilir. Mevcut politikalar değişmediği sürece bu sorun büyüyerek devam edecek”</p>

<p><img alt="F8Cffbd5 58Da 43B9 Ad06 Ad178627801F" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/f8cffbd5-58da-43b9-ad06-ad178627801f.jpg" width="2048" /></p>

<p><strong>Özel kliniklerde çalışan diş hekimlerinin çalışma koşulları nasıl?</strong></p>

<p>“Bir hekim çoğu zaman sermaye sahibi bir kişiyle ortaklaşarak veya onun yanında çalışarak mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Ancak burada emeğin karşılığının alınamaması, kötü çalışma koşulları gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bu sistem sürdürülebilir değil. Hekim bir veya iki yıl çalışıyor, deneyim kazanıyor ve daha sonra ya kendi kliniğini açıyor ya da başka bir yere geçiyor. Bu nedenle sürekli bir hekim sirkülasyonu yaşanıyor.”</p>

<p><strong>Diş hekimliği fakültelerinin sayısındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?**</strong></p>

<p>“Her üniversitede diş hekimliği fakültesi yok. Örneğin Mardin’de diş hekimliği fakültesi yok ama Batman’da var. Van ve Bingöl’de de diş hekimliği fakülteleri bulunuyor. Burada önemli bir sorun akademik altyapı. Diş hekimliği fakültesinin ilk üç yılındaki temel bilimler eğitiminin önemli bir bölümü tıp fakültesiyle ortak. Anatomi ve fizyoloji gibi temel dersler bunların başında geliyor. Ancak Batman ve Bingöl gibi tıp fakültesi bulunmayan üniversitelerde bu konuda akademik sıkıntılar yaşanabiliyor”</p>

<p><strong>Fakültelerdeki akademik kadrolarla ilgili de eleştirileriniz var. Nedir sorun?</strong></p>

<p>“Maalesef bazı üniversitelerde diş hekimliği fakültelerinin akademik yapısı yeterli değil. Yaklaşık 12 üniversitede profesör düzeyinde diş hekimi bulunmadığını, 17 üniversitede ise dekanın diş hekimi olmadığını** ifade ediyoruz. Düşünün; veterinerlik fakültesinden bir profesör veya başka bir alandan bir akademisyen diş hekimliği fakültesine dekan olarak atanabiliyor. Burada şu soruyu sormamız gerekiyor: Diş hekimliği eğitimi alan öğrencinin yeterli ve nitelikli eğitim alabilmesi mümkün mü?</p>

<p><strong>Eğitimdeki yetersizlik hastaları da etkileyebilir mi?</strong></p>

<p>“Kesinlikle. Diş hekimliği doğrudan hastaya işlem yapılan bir meslek. İlk üç yıl teorik eğitim, sonraki iki yıl ise ağırlıklı olarak staj ve pratik eğitim söz konusu. Öğrenci yeterli sayıda hasta görmeden, dolgu, çekim, protez gibi işlemleri yeterince uygulamadan mezun olursa meslek hayatına deneyimsiz başlıyor. Bu hem hekim açısından ciddi bir sorun hem de toplum sağlığı açısından risk. Çünkü o deneyimi mezun olduktan sonra, yani doğrudan hastalar üzerinde kazanmak zorunda kalabiliyor”</p>

<p><strong>Türk Diş Hekimleri Birliği ve odalar bu sorunların çözümü için ne yapıyor?</strong></p>

<p>“Türk Diş Hekimleri Birliği ve odaların bu konudaki çalışmaları devam ediyor. Bakanlığa ve YÖK’e çağrılar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, görüşmeler gerçekleştiriliyor. YÖK ile de görüşmeler yapıldı. Kontenjanların azaltılması konusunda geçen yıl yüzde 20 düşüş sözü verildi ve düşürüldü. Bu yıl yüzde 30 düşürüleceği söylendi ancak yaklaşık yüzde 10 düşüş oldu. Gelecek yıl yüzde 50 oranında azaltma yapılacağı ifade ediliyor. Ancak bunun da yeterli olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz.”</p>

<p><strong>Sizce yalnızca görüşmeler ve raporlarla sonuç alınabilir mi?</strong></p>

<p>“Bence sadece görüşmelerle, dosyalar hazırlamakla veya duyurular yapmakla bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Diş hekimlerinin artık örgütlenerek seslerini daha güçlü şekilde duyurmaları gerekiyor. Gerekirse Bakanlığın önünde, gerekirse YÖK’ün önünde eylemler yapılmalı. Gerekirse farklı demokratik yöntemlerle sistemin bu soruna dikkat çekmesi sağlanmalı. Çünkü yıllardır odalar ve Türk Dişhekimleri Birliği raporlar hazırlıyor, istihdam sorununu anlatıyor. Ancak artık bunun somut bir sonuca dönüşmesi gerekiyor”</p>

<p><strong>Peki sizin çözüm öneriniz nedir?</strong></p>

<p>“Öncelikle diş hekimliği fakültelerindeki kontenjanlar gerçek ihtiyaçlara göre belirlenmeli. Eğitim şartları yeterli olmayan fakülteler konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalı. İkinci olarak kamudaki atama sayıları artırılmalı. Biz bunun yıllık en az 3 bin 500-4 bin bandına çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yanında özel sektörden hizmet satın alınması da değerlendirilebilir. Aksi halde her yıl binlerce yeni mezun sisteme dahil olacak, ancak istihdam alanı aynı hızda büyümeyecek. Bu da işsizliği, düşük ücretleri, kötü çalışma koşullarını ve hekim sirkülasyonunu daha da artıracak. Bizim istediğimiz hem diş hekimlerinin hak ettiği koşullarda çalışması hem de toplumun nitelikli ağız ve diş sağlığı hizmetine ulaşabilmesi”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>MEHMET SAİT BAYRAM</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-dis-hekimligi-cikmazi-6-klinik-170-muayenehane</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/dis-3.jpg" type="image/jpeg" length="59934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da 40 bin kasetlik nostalji müzesi: Türkiye’nin hafızasıyım]]></title>
      <link>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-40-bin-kasetlik-nostalji-muzesi-turkiyenin-hafizasiyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-40-bin-kasetlik-nostalji-muzesi-turkiyenin-hafizasiyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da yarım asrı aşkın süredir kaset ve plak biriktiren Muhittin Akbay’ın 20 metrekarelik dükkânı, binlerce tarihi kaydın buluştuğu bir nostalji merkezine dönüştü. Akbay, arşivinin müzeye dönüştürülmesini istiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.ozdiyarbakirgazetesi.com/"><span style="color:#2980b9">DİYARBAKIR HABER -</span></a></strong> Diyarbakır’da 1<strong>972 yılında kurulan küçük bir dükkân,</strong> yarım asrı aşkın süredir müzikseverlere ve koleksiyonerlere geçmişin seslerini taşıyor. 1964 doğumlu Muhittin Akbay’ın çocuk yaşlarda başlayan kaset ve plak tutkusu, bugün yaklaşık 40 bin kasetten oluşan <strong>dev bir arşiv</strong>e dönüşmüş durumda. 20 metrekarelik dükkân, sahip olduğu arşivle adeta bir nostalji müzesini andırıyor.</p>

<p>Akbay, yaptığı işi yalnızca bir ticari faaliyet olarak görmediğini belirterek, bu kültürü yaşatmak için yıllardır mücadele ettiğini söylüyor. Kendisini <strong>“Türkiye’nin hafızası” </strong>olarak nitelendiren Akbay, geçmişten günümüze ulaşan ses kayıtlarını korumayı ve gelecek nesillere aktarmayı amaçladığını ifade ediyor.</p>

<h2><strong>1920’li yılların taş plaklarından günümüze</strong></h2>

<p>Arşivinde yalnızca kasetler değil, geçmiş dönemlere ait taş plaklar da bulunan Akbay, 1920’li ve 1930’lu yıllara ait kayıtları da kasetlere aktardığını belirtiyor. Elindeki en eski kasetlerden birinin ise 1960 yılında üretilmiş İngiliz yapımı bir kaset olduğunu söylüyor.</p>

<p>Yıllar içerisinde yıpranan ve kopan kaset bantlarını da kendi imkânlarıyla onardıklarını anlatan Akbay, bu işlemler sırasında bazı kayıtların zarar görebildiğini belirtiyor. Kopan bantları birbirine kaynaklayarak yeniden çalışır hale getirdiklerini ifade eden Akbay, buna rağmen bazı eserlerin bir veya iki parçasının kaybolabildiğini dile getiriyor.</p>

<p>Arşivde Mahmut Kızıl ve Hüseyin Var gibi sanatçıların kayıtlarının yanı sıra çok sayıda sanatçıya ait nadir bulunan kaset ve plaklar da yer alıyor. Akbay’ın elinde ayrıca 1940’lı yıllarda Sadettin Kaynak’ın taş plağından aktardığı bir kayıt da bulunuyor. Tanrı Ulu’dur diye ezan okunan bu tarihi kaydın da arşivin dikkat çeken parçalarından biri olduğu belirtiliyor.</p>

<h2><img alt="Kaset-1" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/kaset-1.jpg" width="1536" /></h2>

<h2><strong>150’ye yakın sanatçının demo kaydı yapıldı</strong></h2>

<p>1972 yılında kurulan ve “Stüdyo Ses” olarak bilinen dükkânda geçmiş yıllarda yaklaşık 150 sanatçının demo kayıtlarının yapıldığı ifade ediliyor. Bugün ise dükkân, binlerce kaset ve plakla müzik tarihinin farklı dönemlerini bir arada barındırıyor.</p>

<p>Arşivde Neşet Ertaş başta olmak üzere çok sayıda sanatçıya ait kayıt bulunuyor. Akbay, en fazla talep gören kasetlerden birinin Neşet Ertaş’a ait olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Dükkâna yalnızca Diyarbakır’dan değil, farklı şehirlerden de koleksiyonerler geliyor. Bitlis ve Kahramanmaraş’tan gelen müşterilerin de arşivden çeşitli kaset ve plaklar satın aldığı belirtiliyor. Kahramanmaraş’tan gelen Eda Toprak’ın Mahzuni Şerif kasetlerini satın aldığı, Bitlis’ten gelen bir koleksiyonerin ise uzunçalar plak aldığı öğrenildi.</p>

<p>Gülten Karaböcek ve Edip Akbayram’a ait plakların da arşivden satıldığı, bazı plakların 3 bin TL’ye kadar alıcı bulduğu ifade ediliyor. Kasetlerin birim fiyatının ise yaklaşık 400 TL olduğu belirtiliyor.</p>

<h2><strong>“Öğrencilere bazen ücretsiz veriyorum”</strong></h2>

<p>Akbay, koleksiyonunu yalnızca ticari amaçla oluşturmadığını vurguluyor. Özellikle öğrencilerin geçmiş dönem müziklerini tanıması amacıyla bazı kasetleri ücretsiz verdiğini belirten Akbay, bazı kişilerin ise kasetleri yalnızca bir hatıra olarak satın aldığını ifade ediyor.</p>

<p>Akbay’a göre kasetlere olan ilgi tamamen bitmiş değil. Özellikle gençlerin son dönemde yeniden kasetlere ve plaklara ilgi göstermeye başladığını söyleyen Akbay, dijital müzik platformlarının aksine fiziksel kayıtların geçmişle doğrudan bir bağ kurduğunu düşünüyor.</p>

<p>Kendisi de Sezen Aksu dinleyicisi olduğunu belirten Akbay, arşivinde hem plak hem de kaset formatında çok sayıda eser bulunduğunu söylüyor.</p>

<h2><strong>“Dijitalleşmek istemiyorum, bu kültür yaşasın”</strong></h2>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle müzik dinleme alışkanlıklarının tamamen değiştiğini belirten Akbay, buna rağmen kaset ve plak kültürünün korunması gerektiğini ifade ediyor. Dijitalleşmenin arşivin ruhunu değiştireceğini düşündüğünü belirten Akbay, amacının ticaret yapmak değil, geçmişin müzik kültürünü yaşatmak olduğunu dile getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akbay, bu nedenle arşivin devletin himayesinde kurulacak kapsamlı bir müzeye dönüştürülmesini talep ediyor. Yaklaşık 40 bin kasetten oluşan arşivin yalnızca kendisine ait bir koleksiyon olmadığını, Türkiye’nin müzik hafızasının önemli bir bölümünü barındırdığını ifade ediyor.</p>

<h2><strong>Yurt dışından da ziyaretçi geliyor</strong></h2>

<p>Dükkânın son dönemde yurt dışından gelen müzik meraklılarının da ilgisini çektiği belirtiliyor. Akbay, bu yıl özellikle Japon müşterilerin yoğun ilgi gösterdiğini ifade ediyor.</p>

<p>Küçük bir dükkânda başlayan ve nesilden nesile aktarılan bu sevginin bugün 40 bin kasetlik bir arşive dönüştüğünü belirten Akbay, kasetçiliğin kendisi için dededen kalan bir sevgi olduğunu söylüyor.</p>

<p>Dükkâna gelen 14 yaşındaki Muhammed ise babasının da koleksiyoner olduğunu belirterek, kasetlerin içerisindeki müzikleri dinlemekten ve koleksiyonları incelemekten keyif aldığını anlatıyor.</p>

<p>Yıllardır aynı tutkuyla kaset ve plakları koruyan Muhittin Akbay’ın 20 metrekarelik dükkânı, bugün yalnızca alışveriş yapılan bir yer olmaktan çıkıp Diyarbakır’ın müzik hafızasını taşıyan önemli bir arşiv alanına dönüşmüş durumda.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK AKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://ozdiyarbakirgazetesi.com/diyarbakirda-40-bin-kasetlik-nostalji-muzesi-turkiyenin-hafizasiyim</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ozdiyarbakirgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ozdiyarbakirgazetesi-com/uploads/2026/08/kasetci.jpg" type="image/jpeg" length="35846"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
