Diyarbakırın Gazetesi
22 Eylül 2017

EFSANELER KENTİ DİYARBAKIR

Bir gurup gazeteci Diyarbakır Surları üzerinde bulunan gizemli figürleri araştırırken aslında geçmişi bilinmeyen efsaneler kenti Diyarbakır ile ilgili hiçte derin bir çalışmanın yapılmadığını ortaya çıkardı. Diyarbakır’ı bir kalkan misali kuşatan Surların üzerindeki mitolojik figürlerin aslında her birinin bir efsanesinin olduğunu dile getiren gazeteciler, hiçbir kaynakta bu figürlerle ilgili bilgilerin yer almamasını şaşkınlıkla karşıladılar.

AHMET BEŞENK

Diyarbakır gibi bir kent Avrupa’nın herhangi bir yerinde olsa sizce tarihi geçmişi, efsaneleri hangi filmlere konu olurdu? Nasıl bir zenginlik gün yüzüne çıkardı? Diyarbakır’ın efsanelerdeki yeri ne olurdu? Gibi sorular var birçok kişinin aklında.

Diyarbakır’ın ve yaşayanlarının Hazreti Yunus’un dualarında yer aldığını da çok kişi bilmezken ya Surlarına işlenen her bir motifin bir efsanesinin olduğunu? Tarihte kadim kent olarak isim yapan Diyarbakır’ın her taşının altında mutlaka bir efsane, bir hikaye vardır. Her santimetre karesinde efsaneler yatan Diyarbakır ile ilgili yazılan kitaplar veya materyaller birçok gizemi aydınlatamamış, soruları ise yanıtsız bırakmıştır.

Rivayetlere göre Hz.Yunus, Musul'a yerleşip o ülkenin halkını dine davet etmiş, fakat kendisine hiç inanan olmamış. O da Musul'un halkına beddua edip oradan ayrılmış ve gelip Diyarbakır'a yerleşmiş. Diyarbakır halkı, ona inanmış, Hz. Yunus da Diyarbakır halkına; "İliniz mamur, halkınız her zaman sevinçli olup bütün çoluk çocuğunuz asil ve olgun olalar." diye hayır dua ederek Nefs kayası denilen yerde bir mağaraya yerleşip orada yedi yıl oturmuş. İşte o gün bugün Diyarbakır Dünyanın gözdesi olmuştu.

İşin uzmanlarından olan ve Diyarbakır tarihine gönül vermekle birlikte yaşamını adayan tarihçi, yazar Mehmet Ali Abakay, Surların üzerindeki sembollerle ilgili şu açıklamayı yaptı: “Bu figürler Selçukluların Orta Asya’dan gelirken kültürlerinde yer alan güç sembollü, hayvan motiflerini Çin ve Hindistan’ın etkisiyle İran’a geldikten sonra harmanlanmış mitolojik yansımasıdır. Her sembolün kendine göre bir efsanesi vardır, bunlardan biri de Kartal başlı, Aslan gövdeli, ejder kuyruklu semboldür. Bu sembolün adı çeşitli kültürlere göre değişmiş olarak günümüze kadar gelmektedir. Diyarbakır’ın gizemi ise asla çözülememiştir” diyerek önemli bir tespitte bulunuyor.

‘Yeryüzünde Diyarbakır kentinin kalesine benzer bir kale ne gördüm, nede başka bir yerde bunun gibi bir kale görmedim, diyeni duymadım’ diyen Nasır-ı Hüsrev’in hayretler içersindeki sözlerini adeta Diyarbakır Surları hala yaşatıyor ve gizemini ise her dönemde koruduğuna işaret ediyor.

Günümüzde bir açık hava müzesi konumunda olan Diyarbakır sur ve kaleleri Roma döneminden sonra bölgeye egemen olan Bizans, Abbasi, Mervani, Selçuklu, Artuklu, İnallı, Nisanlı, Eyyubi, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuş ve yeni eklemeler yapılarak onarılmıştır. Ancak yapılan bütün bu onarım ve korumaya karşılık ana mimari özelliğini kaybetmemiştir. Bununla beraber her dönem kendi özelliğini de buraya yansıtmıştır.

Nitekim burçlar üzerinde değişik dillerde yazılmış kitabeler, güneş, yıldız, çift başlı kartal, aslan, kaplan, boğa, at ve akrep gibi kabartma motifler de bunu açıkça gösteriyor.

Diyarbakır’a ziyarete gelen turistlerin en çok sordukları soruları başında ise Burçların üzerinde yer alan figürlerin bir efsanesi, geçmişi olup, olmadığı yönünde.

Özellikle Yedi Kardeş, Evli Beden, Urfa Kapı ve İç Kale bölgelerinde görülen insan başlı, aslan gövdeli motiflerin efsaneleri merak uyandırmakta. Bu figürlerin çoğunda Şamanizm’in etkileri görülürken Orta Asya sanatı ile İslam sanatı burada bir karışım halindedir.

Diyarbakır Surları ile ilgili iki efsane tarih kitaplarında yer almaktadır.

Efsanelere göre, devrin hükümdarı bir yarışma düzenlemiş ve bu burçların bulunduğu yerde planlarını da kendisinin çizdiği, çok sağlam ve çok yüksek iki ayrı burç yapılmasını istemiştir. Diyarbakır’da bu işi başarabilecek iki kişi varmış. Bunlardan biri usta, diğeri de onun kalfası imiş.

Ustanın dileği ustalığını bir kez daha göstermek; kalfanınki ise ustasını geçmekmiş. Usta Yedi Kardeşler Burcu’nu, kalfa da Evli Beden Burcu’nu yapmış. Burçların yapımı tamamlanınca hükümdar kalfanın burcunu daha çok beğenmiş, buna çok üzülen usta da kendini burçlardan aşağıya atmıştır.

Bir başka efsaneye göre ise, düşmanlar Diyarbakır’ı kuşatmış, günler süren çatışmalardan sonra yedi kardeşin savunduğu burç dışında tüm kent düşmüş. Kenti kuşatan kral anlaşmak için kardeşlere bir elçi yollamış. Yedi kardeş elçiye teslim olma koşullarını şöyle iletmiş; burcu teslim almaya kral ve komutanlar gelecek ve teslim olduklarında yedi kardeşin canları bağışlanacaktır. Kral kardeşlerin koşullarını kabul etmiş ve komutanlarıyla birlikte burca girmiş. Ancak onlar içeri girer girmez yedi kardeş barut deposunu havaya uçurmuş, patlamayla birlikte kral, komutanları ve yedi kardeş ölmüş, şehir de kurtulmuş.

Öte yandan bir diğer önemli husus ise Diyarbakır Surlarında bulunan figürlerin büyük bir bölümü artık eski yerlerinde yok. Bir dönem özellikle Mardinkapı bölgesinde bulunan Grifon figürü yıkılan taşlarla birlikte tarihin çöplüğünde yok olup gitti.

Rivayetlere göre Grifonlar göğü, tan ağarışını, ilim, irfan, kuvvet gibi kavramları ifade eder. Türk sanatında özellikle kartal başlı grifonlar yaygın olarak görülür. MÖ II. binyılda Shang devrine ait koyun kürek kemiklerinde yırtıcı kuşların Gök Tanrı'nın simgesi olduğu ifade edilir.

Bunun yanı sıra İnsan başlı, aslan gövdeli figürlerde yaygındır. Özellikle Diyarbakır’ın tanıtımını yaptıklarını iddia eden kimlikler ve kitaplar efsanelere konu olan bu mitlerle ilgili açıklayıcı hiçbir detay vermemektedir. 

ANKET

Henüz Anket eklenmedi!
Sonuc