Diyarbakırın Gazetesi
11 Aralık 2017

HASANKEYF’İN UNUTULMAZ EŞKIYASI HAFIZALARDAN SİLİNMEMİŞ

Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’te bir zamanlar yaşayan ünlü eşkıya Osmane Gevre hala hafızalarda. İlçe halkı özellikle Osmane Gevreyi görenler onu anlatırken adeta o günleri yaşar gibiler.

İhsan Özdemir

Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’te ün yapmış eşkıya Osmane Gevre akıllardan silinmiyor.

Yıllar önce Hasankeyf köprüsünün yapılışı sırasında orada bulunan Gazeteci Yazar Fahrettin Kanat, 9 yaşındayken köprünün yapılışında babası ile birlikte Hasankeyf’e gittiğini belirterek, “sene 1955 o zamanlar 9 yaşındaydım, Okul tatile girmişti her yere Babamla beraber gidiyordum, Babam büyük bir marangoz ustasıydı, en sevdiği işi köprü yapmaktı kendisi taşeronluk yapıyordu, Karayolları Diyarbakır 9.  Bölge Müdürlüğü Batman Hasankeyf’te insanların geçitlerini sağlamak için bir köprü yapmak kararı almış, O zamanlarda bu Hasankeyf’te insanlar sallarla suyu geçip Batmana gidip geliyorlardı, Yıllarca bu böyle devam etmiş ve geçiş sıralarında bir çok insan bu suda boğularak ölmüş, bu ölümleri önlemek için buraya köprü yapılmasına karar verilmiş, Karayollarında  o zamanlar görev yapan İnşaat Yüksek mühendisi bildiğim kadar ismi Salim Baysal olması lazım,  bu görevi Babama vermiş, ve evimizi oraya taşımak mecburiyetinde kaldık, Babam ve Eniştemle beraber, bu köprünün yapılması için her türlü hazırlık yapıldı, ve Köprünün yapımına başlandı.” dedi.

Kanat, “Babamın arkadaşları burada Osmane Gevre diye bir eşkıyanın var olduğundan bahsettiler. Çok zaman gece gelirmiş, Bizim oturduğumuz evin sahibinin kardeşiymiş, Bu ev sahibi Her akşam ona yemek götürüyordu, bu yemek servisinden aciz olan Osmane Gevrenin Yengesi, ‘’Daha yeter ben aciz oldum her gece yemek göndermekten’’ Bir müddet sonra bunu Duyan Osmane Gevre bir gece eve geldi, bizler yatıyorduk avluda bir bağrışma sesleri duyduk, uyandık ne oldu diye Babam sorunca ‘’Osmane Gevre gelmiş Yengesinin burnunu kesmiş’’ dediler, sebebini sorunca yemek meselesini duymuş bu yüzden dediler.

Bir sabah Babamın yanına gidince Köprü başında bulunan Cami ve Caminin yanında bir çay ocağı vardı, Osmane Gevre O çay ocağında çay içerken Osmane gevrenin burada olduğunu Jandarmaya haber vermişler, Jandarmada baskın yapınca Osmane Gevre Caminin Minaresine çıkmış, Saatlerce Jandarma abluka altına aldı orayı, ve sonra Minareye çıkmaya karar verdiler, Çıktıklarında Osmane  Gevrenin orda olmadığını, Minaredeki aşağıya kadar uzanan Şimşek için bırakılan tele, kefiyesini sararak oradan aşağıya nehrin kenarına inmiş ve oradan kayıplara karışmış.

Osmane Gevre halkın anlattığına göre kimseye zararı yokmuş bir kan davası yüzünden eşkiya olmuş, Kan Davalıları Hasankeyf’e yakın Bir köydeydiler, Bu kan davalılar bu meselenin bitmesi için Osmane Gevrey’le barış yapmak ve bu köye yerleşmesini istemişler, Kendisine geçimini sağlamak içinde hayvan vereceklerini söylemişler ve O na bir elçi göndermişler, Oda bu davanın bitmesi için Kabul etmiş, ve köye gitmeye karar vermiş, Ne yazık ki bu Köylülerin yaptığı bir tuzakmış bütün amaçları onu öldürmekmiş.

Osmane Gevre köy yolunu tutmuş ve köye yakın bir yerde bu Köylüler sipere yatarak onun gelmesini beklemiş, Osmane Gevre silahsız gezmeyen bir adamdı, Başında Kefiyesi Boynunda Şalı, göksüne bağlı Tüfeğin dolu kovanları, Belinde tabancası hiç eksik olmazdı. Köye yaklaşınca, Köylüler tarafından yaylım ateşine tutulmuş, İlk kurşunu Göğsüne almış Göğsündeki Kovanlar patlamış, Karnında büyük bir yara  açılmış, Kendini geçtiği yolun üzerinde bulunan karpuz tarlasına sürünerek gitmiş ve burada bir müddet mücadele etmiş,  boynundaki kefiyeyi çıkarmış kanayan beline bağlamış kanı durdurmak için, ve bu şekilde çatışmaya girmiş, dediklerine göre iki köylüyü de yaralamış, Osmane Gevre orada vefat etmiş, Köylüler  korkudan 2  Saat bulunduğu yere yanaşamamış.

Sonradan Jandarmaya haber verilince Jandarma Bu adamın cesedini karakolun Önüne getirdi, Tabi bu Olay Hasankeyf’te hemen duyuldu, bütün insanlar ve köprüde çalışan insanlar bunu görmek için Karakola koştu, Ben Babamın yanında olduğum için Babam beni de götürdü, keşke gitmez olaydım ve O adamı görmeyeydim, Bu yaşa gelmişim daha da o günü unutamadım Yaşım Küçük olmasına Rağmen bende çok büyük bir etki yaptı, Gelenlerin çoğu onu tanıyanlardı, ağlayan ve ağıt yakan kadınların sesi daha da kulaklarımdan çıkmamış, Boylu boyuna uzanmış Yakışıklı uzun boylu çok cüsseli bir adamdı.

Jandarma Komutanı geldi ve uzun süre ona bakarak şimdiki gibi hatırlıyorum Aynen bu sözleri söyledi, ‘’Yazık oldu, böyle bir adamın ölümü böyle olmamalıydı” Bunu yapanlar mutlaka cezasını çekecek.

Ve o arada kız kardeşi geldi, Kolunda erkek saati Üzerinde ceket, ayağında erkek ayakkabısı, bir müddet kardeşine bakarak, “Ben senin  intikamını almayana kadar bu üzerimdeki ceketi çıkarmayacam,’’ sonradan öğrendik o ceket Osmane gevrenin Damatlık ceketiymiş.

Köylülerden iki kişi Jandarma tarafından yakalandı cezaevine gönderildi, Jandarma Komutanının girişimiyle o köyde sulh yapıldı ve Osmane Gevrenin Alesine 1 ev 4 büyük baş hayvan 10 adette küçük baş Hayvan barış olsun diye verildi, İşte Osmane Gevre denen adam, adam gibi adamdı.”

Kanat, yıllar sonra Hasankeyf’e gittiğini ve o eski yerlerden eser kalmadığını gördüğünü belirterek, “Caminin haricinde her yer değişmiş büyük bir ilçe  olmuş,  Tarihi yerleri gezerken şaşırdım bu tarih kokan yeri talan etmişler, orada tam tepede bir türbe vardı bu türbenin içinde 3 tane sandukalı mezar vardı ve bu mezarın içinde bulunan sandukada yatan insanların Başlarının ucunda kendi elbiseleri asılıydı, bunların hiçbir tanesi yerinde kalmamış ve birde sandukaların yeri yerle bir olmuş, Tepenin tam ortasında bir çukur ve bu çukurun içinde Futbol topunun2 kat büyüklüğünde bir yuvarlak top gibi kaya parçası vardı, geçmiş zamanlarda insanları uyandırmak için bu kaya parçası kaldırılıp o çukurun içine atılıyormuş, orada mağaralarda yaşayan bu taşın sesiyle uyanıyorlarmış,  Hasankeyf’in bulunduğu yer tek bir kaya parçası olduğundan sesler yerden duyuluyormuş anlattıklarına göre, Anlayacağınız 1955 teki Hasankeyf’ten eser kalmamış hepsi talan edilmiş. Oradan aşağıya çarşıya indim,  bir kahvede oturup çay içerken, yanı başımda benden biraz daha yaşı büyük olan bir adam oturuyordu, Selam verdim, oturdum Merhaba Amca dedim,  oda   bana selam verdi amca  sen buralı mısın, evet dedi keko, konuşmaya başladım, Amca biliyor musun bu köprü yapılınca bende buradaydım, Şaşkın gözlerle bana bakarak senin ne işin vardı burada yoksa sende buralı mısın, hayır amca benim babam bu köprüyü yaptı diyince hemen yanıma yanaştı, Senin baban kimdir keko, Benim Babam Ahmet Kanat’tır, Bunu duyunca hemen ayağı kalktı ve bana öyle bir sarıldı ki nerdeyse kemiklerim kırılacaktı, başladı gözlerinden yaş dökülmeye, Demek sen Ahmet Ustanın oğlusun, Ben de o zamanlar onu yanında amelelik yapıyordum, başladı o günleri anlatmaya, ben kalkmak zorunda kaldım ve kalktım ne yaptımsa çay parası vermeme razı olmadı ellerinden öperek oradan ayrıldım.” dedi.

ANKET

Henüz Anket eklenmedi!
Sonuc