Diyarbakırın Gazetesi
22 Eylül 2017

MAHKEME, ALNINDA ÇIKAN BOT İZİNDEN ‘İŞKENCEYİ' SEZDİ

Diyarbakırlı Meshut Eşen, 3 yıl önce kardeşini okulda darp eden polisleri cep telefonuyla kaydettiği için götürüldüğü karakolda odaya kapatılıp 3 memur tarafından darp edildi. Eşen, polislerden ‘işkence' gördüğünü alnında ve vücudunda çıkan botların izlerini delil olarak gösterdi.

Diyarbakır'ın Bismil İlçesi Metem Lisesi'nde 2013 yılında öğrenci Mervan Eşen ve arkadaşları, okul idarecileriyle kavga etti. Polisin, öğrencileri kontrol ederken zor kullandığı öne sürüldü. Ağabey Meshut Eşen, yaşananları cep telefonu ile kaydederken gözaltına alınıp İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

 Karakoldan 5 saat sonra yarı baygın ve vücudunda morluklarla çıkan Eşen, polis memurları M.E.K., H.A. ve A.T. tarafından darp edildiği iddiasıyla şikâyetçi oldu. Eşen'in alnında polislerden birinin bot izi çıktı. Ancak Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı ile Jandarma Genel Komutanlığı uzmanlık raporunda, "Müşteki Eşen'in vücudunda ve alnındaki ayak izleri ile polis memuru M.E.K.'nin ayakkabı izinin aynı olmadığı" bildirildi.

Bismil Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bal, iddianameyi "işkence suçunun oluşmadığı" kanısıyla Asliye Mahkemesi'ne sundu. 3 Polis, hakkında, "kasten yaralama suçundan" dava açıldı.

Bismil Asliye Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına; Mervan ve Meshut Eşen kardeşler, avukatı Senem Doğanoğlu ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Psikologu İlham Yılmaz hazır bulundu.

‘ALNIMDA AYAKKABI İZİ ÇIKTI'

Eşen, hakim huzurunda başından geçen kötü olayla ilgili şu ifadeyi verdi; "Cep telefonu ile dayak olayını çektiğimi fark eden polisler, ellerimi kelepçeleyip arabanın içinde koydu. Beni karakolun odasına kapatan 3 polis darp ettiler. Çelme atıp yere attılar, sonra ayakkabımı çıkartıp jopla vurmaya başladılar. Polislerden biri ayakkabısıyla alnımın üzerine basıp duvardan destek alarak zıpladı. Hatta yüzümde ayakkabının izi çıkmıştı. Bir polis ise yüzüme sprey sıktı. Ondan sonra kendimden geçmişim. Beni gören diğer polisler ‘bu adam ölecek hastaneye mi götürsek' şeklinde kendi aralarında konuşuyorlardı."

Psikolog İlham Yılmaz, olayın 2013 yılında meydana gelmesine rağmen müşteki üzerinde travmanın halen devam ettiğini söyledi.

Avukat Senem Doğanoğlu, savcının hazırladığı iddianameye itirazda bulunarak, "İddianame kasten yaralama eylemi üzerinde kurulmuş ise de müvekkillerimize yapılan eylemler tartışmasız bir şekilde işkence suçunun unsurlarını oluşturmaktadır. Mahkemenizin bu konuda görevli olmadığı kanısıyla görevsizlik kararı verilmesini talep ediyorum" dedi.

DOSYA AĞIR CEZAYA GÖNDERİLDİ

Tutuksuz sanık 3 polis memuru hakkında ‘Kamu görevi nüfusu kötüye kullanmak suretiyle yaralama ve Kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama' suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığına dikkat çeken, Mahkeme heyeti dava ile ilgili görevsizlik kararı vererek, ‘işkence' suçunun oluşup oluşmadığına karar vermek için dosyayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

‘EYLEM İNSAN AHLAK VE ONURUYLA BAĞDAŞMIYOR'

Mahkeme kararında şunlara dikkat çekti: "Dosya kapsamı incelendiğinde sanıkların eylemlerinin baştan itibaren kasten yaralama fiilini aşacak ve insan ahlak ve onuru ile bağdaşmayacak düzeyde olmuştur. Her ne kadar eylemlerin süreklilik arz etmediği iddiası atılı suçlardan dava açılmışsa ise de savunmaları alınmak amacıyla emniyete getirilen müştekilere karışı oda kapısı kilitlemek suretiyle gerçekleştirilen ve belli bir süre devam eden eylemlerin ‘işkence' suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisi Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nindir "yorumunu yaptı. 

ANKET

Henüz Anket eklenmedi!
Sonuc